canlabirsene Kitap Yorumu

Alev Püskürtenler

Kushner, Alev Püskürtenler’de 1970’lerin kavramsal sanat akımını, motorsiklet yarışlarını ve yolda bir hayatla birlikte gelen hem heyecanlı, hem insanı üzen, hem de dehşet verici olayları ele alıyor.

Birinci itiraf: bu kitabı bu sene için seçerken, Sons of Anarchy dizisinin bitmiş olmasının üzüntüsünü yaşıyordum. Baktım Alev Püskürtenler’de Rachel Kushner, kendinden daha güçlü bir makine olarak tanımladığı motorsikletle heyecanlı yolculuklar yapmaktan bahsediyor… “Tamamdır, ya!” dedim; eksikliği bu kitapla azıcık da olsa tamamlarım belki…

9789750721618_front_cover

Son sürat hız ve şiddet

Kushner, Alev Püskürtenler’de 1970’lerin kavramsal sanat akımını, motorsiklet yarışlarını ve yolda bir hayatla birlikte gelen hem heyecanlı, hem insanı üzen, hem de dehşet verici olayları ele alıyor. Mesela, kitabın başında, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir İtalyan askeri, bir Alman askerini motorsikletinin ön farıyla döverek öldürüyor. Sonrasında, bir bakıyorsunuz genç bir kadın Nevada çölünde motorsikletle tam gaz ilerliyor.

Kushner, bu tür hayatlara göz atarak hızın ve şiddetin baştan çıkarıcılığını ve buna kapılan insanların kendilerini ne gibi durumlarda bulduklarını ele alıyor. New York’tan Milan’a, Brezilya’ya ve pek çok yere uzanan Alev Püskürtenler’de sanatçıların kendi hayatlarını nasıl “oynadıklarını,” birbirlerine sadık kalmayan aşıkları, hayal kırıklıklarını, ihanetleri ve benzer durumları motorsikletin hızından ve bu hayat tarzının getirdiği şiddetten ilham alarak anlatıyor.

la-1405118-ca-0402-rachel-kushner-02-rrd-jpg-20130411

Tanıtım Yazısı:

Rachel Kushner’ın romanı bize hız tutkunu insanlar ile sözcüklerin hızını örtüştüren bir dünya sunuyor. Bir film senaryosu gibi birbirinden çok farklı sahnelerde akan romanda sürat ve cinsellik, gerçek ve gerçek dışı, sanat ve entelektüellik, politika ve korku her an patlayabilecek bir motorun gerilimi içinde aktarılıyor.

Reno’da doğduğu için roman boyunca sadece Reno lakabıyla anılan 20’li yaşlarda genç bir kadın motosiklet tutkusunu sanat kariyeriyle birleştirmek niyetiyle New York’a geliyor. Amacı motosikletle Tuz Düzlüğü üzerinde bıraktığı izi fotoğraflayıp sergilemek. Kushner, renkli ve çarpıcı anlatımıyla kızın öyküsünü bu tekdüzelikte bırakmıyor ve onu 1970’lerin New York’undaki sanat çevresinin ortasına yerleştiriyor. Kushner çeşitli sanat yayınlarında editörlük yaptığı için yakından tanıdığı New York bohemini, taşralı bir kızın şaşkınlığı ve tepkileriyle yansıtıyor.

Kushner, tarihsel gerçeklerle kurgusal gerçekleri inandırıcı bir potada eritirken, yirminci yüzyıl başlarındaki sanat akımlarını ve çevrelerini, 1970’lerin sanat anlayışı ve sanatçıların yaşam biçimiyle paralellik kurarak, bir solukta okunacak Alev Püskürenler’i hayata geçiriyor.

Bu yazının orijinali canlabirsene‘de yayınlandı.