Cadıların Keşfi: cadıları bayık kılabilen kadın

Cadıların Keşfi: cadıları bayık kılabilen kadın

Kitap okurken, film ve/veya dizi, vs. izlerken hatta bir resme bakarken bile kendimi çok verme, direkt içine girme gibi bir özelliğim olduğundan; aynı zamanda da bir kitabı bitirir bitirmez diğerine başladığımdan arada çıtır çerez bir şeyler okuyorum. Yeni bitirdiğim kitabın ağırlığını, düşündürdüklerini ve hissettiklerini atlatmak için ihtiyacım oluyor böyle bir uygulamaya. İşte böyle durumlarda içinde cadılar varsa, üstüne bir de vampirler varsa ben de varım! Cadıların Keşfi de aylardır rafımda duran, böyle bir zamana sakladığım bir kitaptı. Herkes tarafından aşırı beğenilmesinden olsa gerek, yüksek beklentilerle başlayıp, aradığımı bulamadığım bir kitap oldu ama hayal kırıklığı seviyesi, kitabı yerden yere vuracak kadar da değil…

Cadıların, vampirlerin ve diğer paranormal yaratıkların bir arada olması, paranormal romance ve fantasy türlerine aşina olanlar için yeni değil. Ancak yazar Deboarh Harkness’ın bu dünyaya dalması, şöyle bir sorula başlamış:

Vampirlerin, cadıların gerçek olduğunu düşünün. Birbirleriyle tanışmak için nerelere giderlerdi? Nasıl işlerle meşgul olurlardı?

Alacakaranlık serisini baz alarak “doktor olurlardı!” diye bağırabilir, True Blood’ı baz alarak “kulüp işletirlerdi!” diye haykırabilir, Kara Hançer Kardeşliği’ni baz alarak da “savaşçılar, doktorlar, avukatlar; ne ararsan!” diyebiliriz. Bilim tarihçisi olan Deborah Harkness’ın trilojiye dönüşecek Cadıların Keşfi macerası da işte kendine bu soruyu sorunca başlamış.

cadıların keşfi kitap kapak

Cadıların Keşfi; keşfedenler kim?

Harkness, tarihçi olarak 17’nci yüzyıla odaklandığı için cadıların yargılandığı ve hatta yakıldığı dönemlere yabancı değil. Bu alandaki bilgilerini de göz önünde bulundurarak, eğer bugün aramızda olsalardı, kendisi gibi akademisyen olarak çalışacaklarına karar vermiş ve Diana Bishop isimli ana karakterini oluşturmuş. Diana, cadılığını kabullenmek istemeyen bir karakter ama; bu nedenle de daha en başından sinir oldum kendisine. Akademik çalışmalarını sürdürürken bazı sayfaları eksik olan, ne olduğunu tam da anlamadığı ama bulduktan ve sayfalarını açtıktan sonra vampirler de dâhil pek çok paranormal topluluğu peşine takacak bir kitap keşfediyor ve işte asıl macera o zaman başlıyor (ona macera denirse, tabii…)

Bundan sonrası çoğunuzun da tahmin edebileceği gibi o kadar karşı koyuyor olmasına rağmen Diana’nın kendi güçlerini yeniden keşfetmesi ve “düşman” olmalarına rağmen yakışıklı akademisyen vampirimizle aralarında filizlenen aşk. Normalde bunların hepsine varım tabii ama işte sanırım Harkness kitapların içine gömülmüşken, insanlarla pek haşır neşir olmamış. Çünkü karakterlerinin hepsi iki boyutlu, ilişkiler basmakalıp, hele ki diyaloglar… İlkokul çocuklarının yazdığı tiyatro oyunları gibi diyeceğim ama yanlış olacak çünkü onlar bile gerçek hayatta kullanılan, daha inandırıcı ve en azından eğlenceli diyaloglar yazıyorlar. Genel olarak kitabın dilinin “akademik” olduğunu söylemem hata olur; akademik dilin içine günlük dil sıkıştırmaya çalışmanın başarısız bir versiyonu demek daha doğru sanırım.

Harkness’ın başarılı bir akademisyen ve araştırmacı olduğuna şüphem yok; Cadıların Keşfi öncesinde simyacılık ve büyü alanında yaptığı araştırmalara dayanan iki adet kurgu dışı kitap bile yazmış. Ancak hayal gücü Cadıların Keşfi ile ortaya döktüğü kadar ise ben bu seriye devam etmeyi düşünmüyorum açıkçası.

cadıların keşfi deborah harkness

Tanıtım Yazısı:

Olağanüstü güçlere sahip bir cadı, imkânsızlıklara direnen yasak bir aşk ve her şeyi başlatan gizemli bir elyazması.

Oxford’un Bodleian Kütüphanesi’ndeki kitap raflarının arasında araştırma yapan genç akademisyen Diana Bishop, tesadüfen simyacılıkla ilgili eski bir elyazması bulur. Köklü ve seçkin bir cadı ailesinden gelen Diana’nın yaptığı bu keşif yeraltında doğaüstü bir karışıklığa sebep olarak iblis, cadı ve vampirlerin kısa sürede kütüphaneye doluşmasına yol açar. Diana, yüzyıllardır aranan bir hazine keşfetmiştir ve her şeyi yoluna koyabilecek tek kişi de yine kendisidir. Bu zorlu mücadelede en büyük destekçisi ise onu hiç yalnız bırakmayan, her türlü fedakârlığı göze alıp kendi soyunun karşısında duran meslektaşı, vampir Matthew olacaktır.

“Sihirle bezeli, olağanüstü derecede yaratıcı ve fantastik bir hikâye… Karşı konulamaz bir büyücülük, bilim ve yasak aşk hikâyesi…”
-People-

“Deborah, yıllardır okuduğum en ilgi çekici romanlardan birini yazmış. Daha ilk sayfasından bu kitaba âşık oldum.”
-Danielle Trussoni-

“Harkness’ın bu ilk kitabı tek kelimeyle çarpıcı. Gerçeklik ile kurguyu, tarih ile günümüzü, nezaket ile öfkeyi, kendini bulmayı ve kaybetmeyi birleştiren bir kitap; kalbinize dokunacak ve zihninizi besleyecek güzel bir eser. Diğer bir deyişle, kusursuz bir yapıt.”
-The Truth About Books-

“Harkness, büyülü bir dünyayı heyecan verici bir üslupla kaleme almış.” -Entertainment -Weekly-

“Hayal gücü, romantizm, tarih ve gerilimi ustalıkla birleştiren yazar, hepsini bu büyüleyici kitapta bir araya getiriyor.”
-Chicago Tribune-

“En kuşkucu okurun bile kalbini ve hayal gücünü ele geçiren, sürükleyici bir kitap… Edebî büyünün en güçlü hali.”
-BookPage-

“Romantizm ile hayal gücünü harmanlayan ve kesinlikle efsane olacak bir kitap.”
-The Daily Mail-

“Harkness göz kamaştırıcı, doğaüstü bir hikâye ortaya çıkarmış… Herkesin neden bu kitap hakkında konuştuğunu siz de keşfetmelisiniz.”
-USA Today-

“Romantik, ilgi çekici ve gerilim yüklü… Harkness, pek çok akademik ve duygusal detayı muzip, ince ve mizah dolu
bir üslupla anlatmış.”
-O, The Oprah Magazine-
(Tanıtım Bülteninden)

Cadıların Keşfi ile Kitaplık Kedisi Reading Challenge 2018’in 4’üncü maddesini tamamlamış bulunuyorum. 

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir