Duvarların Dili Olsa, yani “yan komşum benim olsa” – Kitap Yorumu

Duvarların Dili Olsa, yani “yan komşum benim olsa” – Kitap Yorumu

Duvarların Dili Olsa, arkadaşlarınıza sevdiğinizi belli etmeye çekindiğiniz ancak kendinizi iyi hissetmek için izlediğiniz Romantik Komedi filmleri gibi: saçmalık seviyesi beyninizi çiziyor ama o kadar gülüyorsunuz, içiniz o kadar kıpır kıpır oluyor ki vazgeçemiyorsunuz.

Alice Clayton’ın kaleme aldığı Cocktail serisinin ilk kitabı olan Duvarların Dili Olsa elime nereden geçti hiçbir fikrim yok! Yayınevinin yollamadığına eminim. Kendim almadığıma da eminim. Bu da birinin bana verdiği anlamına geliyor sanki ama kim olduğunu inanın hatırlamıyorum. Veren kişi eğer bunu okuyorsa lütfen bana haber versin çünkü teşekkür etmek istiyorum… Hayatın yorgunluğunda üst üste ciddi, beynimi çok yoracak kitapları istesem de okuyamıyorum. Ve Duvarların Dili Olsa da yine böyle bir anda çok isabetli geldi, beni çok iyi hissettirdi.

Duvarların Dili Olsa’da baş karakterimiz Caroline: kendisi, San Francisco’daki yeni dairesine tanıştığında kaybettiği orgazmını bulamadığı için zaten dertli. Bunun sinir bozukluğu yetmezmiş gibi yataklarının başuçlarının arasında yalnızca ince bir duvar paylaştığı komşusu Simon ise yatağını sıcak tutmak konusunda oldukça aktif. Klasik bir Romantik Komedi senaryosu olarak kızımız bu duruma sinirleniyor, “onun beni bu şekilde uyanık tutmaya ne hakkı var?” gibilerinden triplere giriyor ama hepimiz biliyoruz ki içten içe de canı çekiyor.

duvarlarin dili olsa kitap alice clayton kitap kapak

Güçlü kadınlar orgazm olmayı hak etmiyor mu?

Caroline’a bakarsak durum biraz böyle. Kendi ayakları üstünde duran, iyi bir kariyere, iyi bir arkadaş grubuna sahip, dolu bir kız. Ama karşısına hep kâğıt üstünde iyi, onun dışında kabus gibi olan adamlar çıkmış. Bu da bana şunu düşündürdü: güçlü kadınlar, orgazm olmayı hak etmiyor mu? Ediyorlar tabii ki de. Her ne kadar Duvarların Dili Olsa’daki bu tespit doğru olsa da, biraz fazla genelleme olmuş diye düşünüyorum. 30’larında, sabah-akşam demeden çalışan, bir süredir sürekli bir ilişkisi olmayan bir kadın olarak şunları duymaya çok alıştım maalesef: “çok güçlü durma, erkekler kadınları korumayı sever” veya “kavanozun kapağını açamıyormuş gibi yap, o açsın; hoşuna gider” veya “eve girer girmez pijamalarını giyme; adam seni hep bakımlı görsün.” Pardon da, neden hep kadın tarafı kendini şekilden şekle sokmaya çalışıyor? Neden erkekler de biraz uğraşmıyor? İşte, Caroline da biraz bundan mustarip. Nasıl derseniz…

Kafasında, kendi kriterlerine uygun, yani kâğıt üstünde de iyi görünen bir adam var. Simon ise, her ne kadar Caroline aralarındaki çekimi bir kenara itemese de, bu kriterlere hiç uygun değil. Neden? Çünkü tam bir “playboy.” Duvarların Dili Olsa’da açık açık söylenmese de Caroline’ın çekincelerinden birinin bu olduğu satır aralarında belli oluyor: birlikte olsak, Simon’ın nasıl biri olduğunu bilenler ne der? Böyle bir adamla birlikte olduğum için benim hakkımda ne düşünürler? Her kadın gibi bu tarz düşüncelerle kendini kısıtlamaya, uzak tutmaya çalışıyor Caroline. Ta ki ipler kopana kadar…

Simon, kişilik mi değiştiriyor?

Duvarların Dili Olsa, eğlenceli olmasına eğlenceli ama bazı konular da zoraki tatlıya bağlanmış gibi. Mesela, tam bir playboy olan Simon, Caroline’a yaklaşmaya başladığında ıslak mama görmüş kediye dönüyor. Neden? Nasıl bu kadar hızlı? Caroline büyü falan mı yapmış adama? Ben kitabın bu kısmını atladım mı okurken? Hayır. Bu tamamen Alice Clayton’ın yaptığı bir şey.

Korkarım ki Clayton Caroline’a mutlu son ve okurlara da umut vermek uğruna şunu unutmuş: adam alışılmadık, erişilmez, ehlileştirilemez olduğu için seksiydi zaten. Caroline, kendini adamın üstüne atınca “seninle olmaz çünkü hislerim var aman tanrım” tripleri yapması, birden kızın üstüne çocuğuymuş gibi titremeye başlaması, playboy’dan ev kedisine dönmesi büyük hayal kırıklığı oldu benim için. YIllarca ciddi ilişki yaşamayan (güya) bir karakter olarak bunu kolaylıkla ve hızlıca yapabilmesi de hiç ama hiç inandırıcı değildi.

(Visited 12 times, 12 visits today)
Follow: