Enigma: Antoni Casas Ros’tan edebiyatın gizemi ve bulmacası

Enigma: Antoni Casas Ros’tan edebiyatın gizemi ve bulmacası

Öncelikle şunu belirtmem gerektiğini hissediyorum: Antoni Casas Ros’un Almodovar Teoremi’ni okumadım. Enigma, yazarla ilk tanışmam oldu hatta; kitapçıda Enigma ismi ilgimi çekince elime aldığımda tanıştık, öncesinde adını bile duymamıştım. Arkasını okuyunca bir baktım ki yazıyla, edebiyatla, yazanlarla ilgili… İşte o zaman “ben bunu okurum” dedim. Ancak sanıyorum ki bir bilene danışsaymışım, bana “önce Almodovar Teoremi’ni okuman lazım” derlermiş çünkü yorumlardan gördüğüm kadarıyla o kitabı okuyanlar, Enigma’yı okurken pek bir sıkılmış. Bende durum böyle değildi; sıkılmadığım gibi, neredeyse her satırın altını çizerken buldum kendimi!

Enigma: Edebiyat, alakasız görünen insanları bile bir araya getirir

Edebiyat, müzik ve sanatın en sevdiğim ortak özelliği normalde yolları hiç kesişmeyecek, birbirinden tamamen farklı insanları bir araya getirebilmeleri. Hayatım boyunca bu üçü sayesinde çok keyifli, uzun süreli ve bana bir şeyler kattığını hissettiğim arkadaşlıklar edindim. Hatta öyle ki, bu bahsettiğim bir grup insanla tam 10 yıl sonra, dünyanın öbür ucunda, 10 yıl önce hep birlikte izlediğimiz bir grubun konseri için tekrar bir araya geleceğiz… Başka hangi şartlar altında bu “hayatımda bir kere” olayı başına gelebilir ki insanın?

enigma antoni casas ros

İşte, Enigma’da da edebiyat aşkı birbirinden farklı, yolda yan yana yürürlerken bile dıştan bakan gözlere tuhaf görünebilecek insanı bir araya getiriyor. Bütün meşhur edebiyatçıların korkak olduğuna inanan ve ünlü eserlerin sonunu değiştirmek isteyen bir profesör var, kafayı şiirle bozmuş bir genç var, yine şiir delisi olan bir Japon kız ve profesörün oldukça akıllı öğrencisi Zoe var. Özetle, bu üçlü edebiyata olan aşkları ve bir yandan isyanlarına ek olarak yakınlığa, aşka ve ten temasına olan açlıklarıyla bir araya gelip, profesörün baş koyduğu maceraya yelken açıyorlar.

Antoni Casas Ros, okuru anlayan bir yazar

Evet, Enigma yazarı Antoni Casas Ros, okuru, okurun takıntılarını anlayan bir yazar. Bunu da Enigma’nın neredeyse her sayfasında karşı tarafa yansıtıyor. Mesela;

Bir soruşturmaya göre, tutkulu okurların %72’si daha kahvaltıda okumaya başlıyor. Dolayısıyla bu zevk kahve zevkiyle birliktedir. Hatta kahve aromasının bir Pavlov refleksi başlattığı bile varsayılmıştı.

Buna itiraz edebilir misin, ey okur? Bence hayır.

Buna ek olarak, hepimiz biliyoruz ki çok kitap okuyanlar biraz duygusal, biraz melankolik ve hatta biraz da arabesktirler. Olmadık zamanlarda, olmadık olaylara karşı diğerlerinden çok farklı tepkiler verir, olayları genellikle farklı açılardan ele alır ve çoğunda bir Romantiklik (büyük “R”li Romantik, evet) buluruz. Mesela;

Hasta bir organın kesilip alınmasını kolaylıkla kabul ederiz ama yaşamayı becerememek, korku, bütün organları uyuşturmaz mı?

İşte buna benzer anlatımlardı Enigma’yı elimden bırakamadan okumamı sağlayan. Hatta az okusun, çok okusun fark etmeksizin pek çok arkadaşımla sık sık tartıştığım bir konuyu da ele alıyor Enigma. Bu yazıyı, bu alıntıyla bitireyim madem:

Gerçekte birbirine benzer iki kitap yoktur, hatta önceden okunmuş bir kitap her yeni okumada bütünüyle yeni gelebilir.

*Enigma, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde İspanya’ya eklendi.

Follow: