Tavsiye isteyenlere: İngilizce öğrenmek istiyorsanız, bunlara dikkat edin

Tavsiye isteyenlere: İngilizce öğrenmek istiyorsanız, bunlara dikkat edin

Bana en sık sorulan sorulardan biri, “İngilizce işini nasıl halledebilirim?” Soranlardan kimi, dizileri altyazısız okumak istiyor, kimi en sevdikleri kitapları ana dilinde okumayı, kimi de işinde gücünde kullanmayı… Gerçek şu ki, İngilizce öğrenmek istiyorsanız konuyu ciddi ele almalı, ne yaptığını bilen, aksanı maksanı kadar grameri, vs.’si de düzgün bir eğitmenle çalışmalı, üstünde çok ama çok zaman harcayıp, İngilizce ile yatıp kalkmalısınız.

İngilizce öğrenmek istiyorsanız, yurtdışı işe yarar mı?

Bana çok sitem eden oluyor, “sen yurtdışında okudun, tabii ki iyi olur İngilizcen” diye. İşin aslı şöyle: (biraz ukalaca gelebilir ama) yurtdışına gittiğimde zaten iyiydi İngilizcem. 12 yaşında, okulda öğrenmeye başladığım günden beri rüyalarımı bile İngilizce görüyorum. Sonrasında, liseden mezun olana kadar hem derslerimin çoğu; hem izlediğim, dinlediğim her şey İngilizceydi. Hatta o zamanlar dalga geçerlerdi benimle çünkü zamanın popüler chat programlarından ICQ ve MIRC’de bulup da konuştuğum rastgele insanlar yabancıydı; özellikle İngiliz ve Amerikan olanları kovalardım İngilizceleri düzgün olsun diye!

Bunu demişken, gittiğimde gördüm ki İngilizler ve Amerikalılar da her zaman düzgün konuşmuyor İngilizceyi. Aynı Türklerin hepsinin düzgün Türkçe konuşmaması gibi! İşte bu nedenle öğrenme sürecinde, kendinizi bir nevi rahat hissedene, ne söylediğinizden emin bir şekilde okuyup, yazana kadar ne yaptığını bilen, İngilizceyi de iyi ve doğru bilen birileriyle çalışmanız önemli. İngilizce ana dilleri de olsa işi bunun eğitimi olmayanlar dediğinizi bir şekilde anladıkları sürece konuşmaya devam ederler; hatalarınızı düzeltmezler. Sonra ukala biri çıkar da, “o öyle denmiyor yalnız” derse asabınız bozulur, şevkiniz kırılır. İşte, bunu yaşamamak için önce yanlışlarınızı düzeltebilecek, neyin nasıl olduğunu adam gibi gösterebilecek birileriyle çalışın.

İngilizce öğrenmek istiyorsanız

Çok çalışın, çok kurcalayın

Ben ortaokulda, Backstreet Boys hastasıyken, internetten şarkı sözlerinin çıktısını alıp, ders aralarında İngilizce öğretmenlerimi sıkıştırarak, anlamadığım yerleri sorardım mesela. İngilizce öğrenmek istiyorsanız, sizin de bu tip şeyler yapmanız lazım çünkü kişisel deneyimlerim gösterdi ki inanılmaz yardımcı oluyor. Bilmediğiniz bir kelimenin anlamına sözlükten bakabilirsiniz ancak onun nasıl kullanıldığına dair bir fikriniz olmadığı sürece yalnızca okuduğunuzda “evet, bu şu demekti” diyebilir, yazı ve konuşma lügatınıza katamayabilirsiniz. O zaman da pek bir işe yaramıyor, değil mi? İşte öğretmenler, tam bu noktada size çok ama çok yardımcı olabilirler.

Öneriler:

İngilizce öğrenmek istiyorsanız, size verebileceğim tavsiyeler özetle şöyle:

  • İyi bir kursa yazılın veya özel ders veren birilerini bulun; anadili İngilizce olan eğitmenlerin olması veya İngilizceyi anadili gibi konuşanların olması artıdır her zaman.
  • Türkçe altyazılar, İngilizce-Türkçe sözlükler düşmanınızdır! Kendinize bir İngilizce-İngilizce sözlük edinin; söylenenleri anlamakta zorlanıyorsanız da İngilizce altyazı tercih edin.
  • Anlamadığınız, kültürel sözcük kalıpları olacak. Bunların ne anlama geldiğine bakmak için Google’da İngilizce arama yapmayı tercih edin. Hangi durumlarda, neyi ifade etmek için kullanıldıklarına bakın.
  • İngilizce kitap okumaya başlayacağınız zaman, ne okuyacağınızı dikkatli seçin ki moraliniz hemen bozulmasın. Daha yakın zamanlarda yayınlanmış, dili konuşma diline yakın kitaplar tercih edin. Daha baştan hop diye Shakespeare’e atlamaya kalkarsanız, çok bir şey anlamamanız normal; benden söylemesi.
  • Bol bol konuşun: artık ülkemizde de çok fazla yabancı var. Her fırsatta onlarla konuşun, neyi, nasıl söylediklerine dikkat edin. Aklınıza takılan bir şey olursa kendilerine sormaktan çekinmeyin. Çekinirseniz de, aklınızın bir köşesine not edin ve sonradan araştırın.
  • Bol bol yazın: internet, bu konuda büyük nimet. Yabancılarla bol bol yazışın. Onların yazıştığı forumlarda gezip, neyi, nasıl anlattıklarına bakın. Anlamadıklarınızı, merak ettiklerinizi sorun veya araştırın.

Benim önerilerim kısaca böyle. Ne yazık ki, “40 günde bülbül gibi şakıyın” veya “hap gibi yutun” diye bir durum yok. Pek çok şey gibi, İngilizce öğrenmek de zaman, sabır, çalışma, uğraş gerektiriyor.

Şimdiden herkese bol şans ve sabır diliyorum!

Follow: