Joyce’un Öğrencisi – Slovenya’dan nağmeler

Joyce’un Öğrencisi – Slovenya’dan nağmeler

Joyce’un Öğrencisi ile Her Ülkeden Bir Kitap projesi sayesinde tanıştım. Projeye başladığımdan beri dikkat ediyorum da bazı ülkelerden yazar ve kitap bulmak çok zor. Joyce’un Öğrencisi yazarı Drago Jančar da okuduğum ilk Slovenyalı yazar oldu.

Oniki kısa hikâyeden oluşan Joyce’un Öğrencisi kitabında yer alan hikâyeler genellikle Slovenya’da veya oraya yakın, Doğu Avrupa’daki diğer ülkelerde geçiyor. İlkokulda 23 Nisan gösterilerine yurtdışından çocuklar gelirdi, hatırlar mısınız? Bazıları Türk öğrencilerin evlerinde kalırlardı. İşte bu sayede Slovenyalı, hatta doğum günü benimkiyle aynı olan bir arkadaşım var ama fark ettim ki o zamanın çocuk kafasıyla kıza hiç senin ülken nasıl bir yerdir, dostları düşmanları kimdir, tarihte başından neler geçmiştir diye sormamışım. Geleneksel dans kıyafetlerinin rengarenk olduğunu ve mektuplarında bana yolladığı fotoğraflarda evinin önünde kayak yapabileceği kadar kar yağdığını hatırlıyorum sadece…

joyce'un öğrencisi

Joyce’un Öğrencisi: Slovenya deyince aklıma sadece kar geliyordu

Haliyle, Joyce’un Öğrencisi’nin çizdiği ülke, bambaşka, yepyeni bir ülke oldu benim için. Kitaba ismini veren Joyce’un Öğrencisi hikâyesi, 1914 yılında, James Joyce’un ders verdiği Trieste Üniversitesi’nde okuyan bir adamı konu alıyor mesela. Aklınıza büyük ihtimalle gelmeyecek bir şekilde Joyce, öğrencilerine bir gaz lambasını tasvir etmeyi öğretiyor. Daha sonra kendimizi II. Dünya Savaşı’nda buluyoruz ve söz konusu öğrenci, BBC radyosunda Slovenya’nın sesi oluyor. Bunu yaptığı için de İngiliz bir casus olmakla suçlanıyor!

Farklı insanlar kadar farklı ülkeleri de kitaplarla keşfetmeyi sevenler için ideal bir kitap Joyce’un Öğrencisi. Git gide daha da fark ediyorum ki aklınıza hiç gelmeyecek ülkeler bile sürprizlerle dolu; tıpkı Slovenya gibi!

joyce'un öğrencisi drago jancar

Tanıtım Yazısı:

Balkanların en önemli, en verimli yazarlarından Drago Jančar öyküleriyle şunları yapabiliyor: Batının klasik ve modern edebiyatıyla göndermeler kullanarak rahatlıkla bağlantı kurabiliyor. Politik olma tehlikesine girmeden, politik okuma seçenekleri getirebiliyor, anlam-estetik birlikteliğini zirveye taşıyabiliyor. Kesinlikle birbirine benzemez içerikleri, birbirine benzemez biçimlerle kurabiliyor. Yepyeni dünyaları oluşturabilirken, okurun bu dünyada keyifle dolaşmasını sağlıyor. Bunların hepsini ve daha fazlasını kalemiyle nasıl yapabildiğinin sırrını asla okuruyla paylaşmıyor. Estetik bir ferahlık içinde aynı okurun nefesini kesebiliyor!

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir