Kitap yorumu: Bir sus be, Wilson!

Wilson’la yeni tanıştım. Ama Daniel Clowes’u nereden tanıyorsun derseniz, Ghost World ve Art School Confidential’dan tanışıyoruz kendisiyle. Wilson da bu ikisi gibi “bittersweet” denilen cinsten ama bence şekeri az kaçmış. Wilson’u da, eski karısını da, kızını da, çizgi roman boyunca muhatap olduğu diğer tüm insanları da tokatlayasım geldi. Katlanılabilir tek karakter Wilson’un köpeği Pepper’dı.

Hikayemiz ise şöyle… Wilson, orta yaşta, köpeğinden başka kimseyi sevmeyen, “İnsanlar mı? Böööğ, ıyk!” modunda bir adam. Ama bu, otobüste, yolda, vs. insanları darlamasına da engel olmuyor tabii. Tanımadığı insanlarla muhabbete başlayıp sonra onlara hakaret ediyor. Babasının ölmesinin ardından Wilson, tamamen yalnız olduğunu anlıyor ve eski karısını aramaya başlıyor. Kadını buluyor da. Ve ortaya çıkıyor ki kadının Wilson’dan bir kızı olmuş ama bebeği evlatlık vermiş. Evet, biraz bunalım gerçekten…
Wilson, pesimistik ve uyuz bir tip olmasına rağmen çok iyi gözlemler de yapıyor aslında. Mesela bir gün bilgisayarının başında otururken, “Buradan milyonlarca insana ulaşabiliyorum peki neden her zamankinden daha yalnızım?” gibi bir tespitte bulunuyor. Çizgi romanda, teknolojiye ek olarak toplumun pek çok alışkanlığına da gönderme yapıyor.

Baştan da anlaşıldığı gibi, Wilson pek bana göre değildi. Ama Ghost World’ün filmini bayağı sevmiştim, elime geçerse çizgi romanını da okuyacağım.
Follow:
Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir