Kusursuzlar

Kusursuzlar

Kusursuzlar, konu itibariyle genç kızlar kadar erkeklerin de okuması gereken bir kitap. Günümüzde hepimize dayatılan “güzellik,” “zekilik,” “istenilirlik” olgularının ne kadar abartı olduğunu, “Kusursuzlar” diye bir şeyin aslında mümkün olmadığını gösteriyor.

Oradan buradan, özellikle Margaret Atwood’dan çalma çırpma olsa da amacı itibariyle özel bir kitap Kusursuzlar. GoodReads’de hem bilim kurgu, hem distopya, hem de feminizm gibi raflarda yer alıyor Kusursuzlar. Gerçekten ama gerçekten de hem distopik, hem de bilim kurgu olsa da bugünkü gerçek dünyadan ne yazık ki çok da fazla farkı olmayan bir dünyayı anlatıyor bize…

Başrol oyuncumuzun frieda isimli bir kız olduğu Kusursuzlar‘da kadınların sadece erkek doğurduğu bir dünya söz konusu. Bu nedenle de erkeklere kadın yetiştiriyorlar. Basbayağı da yetiştiriyorlar hem de! “Oluşturulan” bu kadınlar, küçüklüklerinden itibaren kızlar yurdunu andıran bir yerde yaşıyorlar. Amaçları, “her zaman daha iyisi olabilirim” mottosu ile gelecekteki eşlerine hazırlanmak. Sürekli tartılıyor, “amanın kilo almışım!” krizine giriyor, bilmemkim benden daha güzel diye krizden krize koşuyorlar. İçin de bulundukları ortam da hatta teşvik ediyor onları bunu yapmaya! Sonunda da üç seçenekleri var zaten: ya birinin karısı, ya hayat kadını, ya da okulda öğretmen olabiliyorlar.

Resmen gerçeği yansıtıyor!

Kitap, kadınların erkeklere yaranmak için çabalarından, erkeklerin onları nasıl gördüğüne kadar ne yazık ki gerçekten günümüzü yansıtıyor. Kusursuzlar‘da, hiçkimse, hiçbir kız için “aaaa ne kadar akıllı” falan da demiyor; tek dertleri kimin kimden ne kadar güzel, ne kadar zayıf, ne kadar bakımlı ve itaatkar olduğu. Tanıdık geliyor mu? Kızların isimleri (ki okurken şöyle bir düşünürseniz, ismini aldıkları Hollywood aktörlerini çok andırıyor karakterler) bile küçük harfle yazılıyor kitapta, adeta ne kadar önemsiz olduklarını gösterircesine… Ki okuldaki öğretmenler zaten çoğu zaman isimleri ile bile hitap etmiyor kızlara. Numaraları var hepsinin…

Kusursuzlar, erkek egemenliğinin iyice abartıldığının, kadınların üzerinde belirli kalıplara girmek için ne kadar baskı olduğunun gösterildiği, günümüzü cam gibi yansıtan bir kitap. Her kadın okumalı bence. Yazarın ilk kitabı olduğu çok belli. Sonunu da uzattıkça uzatmış. Ama başta da dediğim gibi, nereden çıktığı ve ne göstermeye çalıştığı çok önemli.

NOT: Bu yazı, Ağustos 2016’da yazıldı. Kitabın Türkçesinin Yabancı Yayınları tarafından yayınlanmasının ardından revize edildi.

(Visited 19 times, 19 visits today)
Follow: