Naif. Süper bir hikaye arayanları buraya alalım

Naif. Süper bir hikaye arayanları buraya alalım

Hani bazı karakterleri alıp böyle mıncırasınız, en azından kendilerine sıkı sıkı sarılasınız gelir ya? İşte, Naif. Süper isimli, Norveçli yazar Erlend Loe’nin kaleminden çıkan, yirmibeş yaşındaki isimsiz karakterimiz de öyle. Küçüklüğünden beri ne yapmak, ne olmak istediğinden az çok emin biri olarak yirmibeş yaşına gelip de bu kadar hedefsiz, bu kadar ne yapacağını, ne istediğini bilmez olması tuhafıma gitmedi diyemem ama felsefi hayat sorgulamaları ve yine hayata dair nokta atışı tespitleriyle kazandı gönlümü, ne yalan söyleyeyim…

Naif. Süper ana karakterimiz, pek çok okur tarafından J.D. Salinger’in Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Coulfield’a benzetilmiş. Evet, andırıyor da gerçekten ama “bu adam bu karakteri buradan çalmış” tarzı bir andırma değil bu; daha çok hepimizin aslında hayatı aynı şekilde sorguladığını ve sorduğumuz soruların çoğunun cevabının olmadığını gösteren bir benzeşme.

naif. süper kitap kapak

Naif. Süper bir mızmız

Başta da belirttiğim gibi, Naif. Süper ana karakterimiz yirmibeş yaşında olmasına rağmen hikâyesini ve iç sorgulaşmalarını okurken yaşını unutuyorsunuz. “Kaç yaşındaydı bu yahu?” diye düşünürken bulursanız kendinizi on beş falan demek istersiniz yüksek ihtimalle. Kendinizi “bu genç adamın adam gibi derdi de yokken amma mızmızlanıyor kardeşim!” diye sinirlenirken de bulabilirsiniz ama açıkçası Naif. Süper ilk 1996’da yayınlanmasına rağmen bugünkü gençlerde sık sık gözlemlediğim konulara değiniyor; zamansız bir kitap yani, en azından şu zamana kadar. Hangi konulardan bahsediyorsun derseniz de;

  • Abim benden daha iyi top oynuyor; ühüüü ühüüü
  • Herkesin kız arkadaşı var, benim niye yok
  • Okula gitmek ne işime yarayacak ki?
  • Televizyona neden aptal kutusu diyorlar; başka türlü neyle zaman geçireceğiz?
  • Hayatın anlamı ne?

Demem şudur ki, ana karakterin çocuk gibi hayatı sorgulamasından başka pek de bir şey olmuyor kitapta ama sizi de bazı şeyleri düşünmeye itecek, hayatı sorgulatacak, yüzünüzde tebessüm bırakacak tespitlerle dolu olduğunu garanti edebilirim. Evet, bazen “embesil mi bu çocuk ya?” diye sinirleniyorsunuz ancak sonradan çıkıp, öyle bir şey söylüyor ki aklınıza şu geliyor: neden hepimiz hayatı çocukların gördüğü gibi göremiyoruz ki? Büyük ihtimalle çok darbe yediğimiz, çok üzüldüğümüz, çok zorlandığımız ve daha da önemlisi her gün umudumuzu daha fazla kaybettiğimiz için.

Naif. Süper alıntılar

Bu kitap, altını çizdiğim çok fazla kısmın olduğu kitaplardan oldu (evet; canavarım ben; okurken satırların altını çiziyorum). İşte tüm bunları yazmama neden olan, bana bir şekilde dokunan ve alıntı defterime de not ettiğim kısımlardan bazıları:

Heves.
Bu duygu çok uzaklarda artık.

İşin en heyecanlı yanı, dünyada olmam için beni davet eden olmadığı düşüncesi. Ben sadece buradayım işte. Ötekilerin hepsi de öyle. Hepimiz buradayız işte, öylesine. Bize soran olmadı. Bu bizim suçumuz değil.

Birileriyle tanıştığında garip bir şey oluyor. Yeni bir gezegende yaşıyormuşsun gibi.

Bu internetin biraz abartıldığını düşünüyorum. Olmasa da olacak bilgilerle dolu çoğu zaman. Çoğu insanın benimkine benzer bir konumda olduğu duygusu uyandırıyor bende. Bir sürü şeyi biliyorlar ama bunların tam olarak ne işlerine yarayacağından pek haberleri yok. Neyin yanlış, neyin doğru olduğundan emin değiller.

İçinizi mutluluk, yüzünüz tebessüme boğacak, cidden “naif” bir kitap arıyorsanız, Naif. Süper tam size göre.

naif. süper erlend loe

Tanıtım Yazısı:

Ülkemizde Doppler romanıyla tanınan ve Norveç’in en çok okunan yazarlarından biri olan Erlend Loe’dan sadeliğiyle pırıl pırıl parlayan ve tüm dünyada ses getirmiş eğlenceli bir roman: Naif. Süper. Loe, bu romanda karşımıza son derece sempatik ve kafası bir o kadar karışık bir kahraman çıkarıyor ve onun anlam arayışına ortak olmamızı sağlıyor. Yirmi beşine basmasına rağmen dünyaya uyum sağlayamadığını, amatörlüğüyle yaşamdan dışlandığını hisseden naif kahramanımız, zaman hızla akıp giderken insanların her sabah uyanıp koşa koşa işe gitmesi karşısında şaşkınlığa uğruyor ve yaşadığı buhranın devasını kitaplarda, ormanlarda ve oyuncakçı dükkanlarında arıyor. Bu romanın evreninde en karmaşık kuramlar en basit gerçeklerle aynı ağırlığı taşıyor ve yaşamın her saniyesi aynı ciddiyeti hak ediyor… Hayatın anlamı mı dediniz? Liste yapmanın güzelliğinde, oyun oynamanın öneminde ve anların -veya sayfaların- arasında bir yerde yatıyor ve onu keşfetmenizi bekliyor.
Tüm dünyada yirmi dilde okuruyla buluşan Naif. Süper’in basitliğindeki bilgeliğe hayran kalacak, bilgeliğinin basitliğinden ilham alacaksınız.
“Sayfalarından yaratıcılık ve yetenek akıyor.” – Dagbladet –
“Loe, Salinger’a özgü o incelikli dokunuşa sahip, isimsiz anlatıcısı da Holden Caulfield’i çağrıştırıyor. Büyüleyici bir roman.” –  The Times –

 

Naif. Süper, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde Norveç’e eklendi. 

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir