Nessahira

Nessahira

2015’te şimdiye kadar 16 tane kitap okumuşum ve bunların 2-3 tanesi dışında çoğunluğu sürpriz bir şekilde şaşırtıcı oldu; hiçbir şey beklemeden başladığım kitaplar bir baktım beni sürükleyip, götürüyor… İşte Nessahira da bunlardan biri. “Türk yazar okumuyorum” çok klişe bir laf, biliyorum. Ama evet, çoğunlukla okuyamıyorum. Nessahira‘nın içimi kıpır kıpır yapan yanlarından biri de bu oldu. Türk bir yazarın kaleminden çıkmasıyla kalmıyor, kitabın kalbinde de canıma okuyan İstanbul yer alıyor… Türünün de fantastik bilimkurgu olduğunu söylemiş miydim?

nessahira
Nessahira, özünde bir aşk hikayesi olsa da öyle mıncık mıncık, “ben onu sevdim, o beni sevmiyor ama yaaaa” tarzı romanlardan biri değil. İçinde çok daha fazlasını da barındırıyor: insanın evinin yok olması, sevdikleriyle başka bir yerde yuva kurarak eski hayatına biraz da olsa geri dönmeye çalışması, sevdiklerine zarar vermeye çalışanları durdurmaya çalışması, yapmasının yanlış olduğu şeyleri bile bile yapması, kendini tutamaması; beyniyle kalbinin ters köşe yapması, altından kalkamayacağını düşündüğü sorumlulukların üzerine yıkılması bunlardan bazıları…

Konuya girip de spoiler vermek istemiyorum ama şunu söyleyeyim, kitabı okuduğum süre zarfı boyunca kendime sorduğum soru şu oldu: “Birini sevmek, ona aşık olmak için ille de görmek mi gerekir? Dokunmak mı gerekir? Görmeden, dokunmadan, sadece konuşarak aşık olabilir miyiz? Gözlerinin içine bakamadan, elini kolunu nasıl salladığını görmeden sevebilir miyiz?”

Gizemi muhakkak ki kulağa hoş geliyor. Ama kendim böyle bir duruma düşsem ne hissederdim, ne düşünürdüm, orasını pek de kestiremiyorum işte. Bazen birine ilk bakışta vurulursunuz ya hani, içiniz kıpır kıpır olur ama ağzını açtığı an bütün çekiciliği toz olup uçuverir? Peki bunun tam tersi olsa? Ne olurdu ki acaba? İşte, baş karakterlerden Hayal’in yerine kendinizi koyup bunu uzun uzun düşünebilirsiniz.

Tanıtım Yazısı:

“Keşke, dedim içimden, keşke bir bedenim olsaydı, normal bir insan olsaydım. Elimi omzuna atabilseydim, parmaklarım saçlarında gezinebilse, gölgesinin yanında benim de gölgem uzasaydı.”

Ben Nessahira’yım.

Sesimi bir insana duyurabildiğimde başladım gerçekten nefes almaya ve hikâyemi yaşamaya.

İnsanlar benim dünyamla tanıştıklarında bilecekler, onlar korkusuzca atarken adımlarını, ben görmedikleri yerlerde gök gürültülü bir savaş içindeyim. Onlar yaşasın diye gecenin içinde bir gözüm ve zamanla yarışıyorum. Ben bir “Hayal”in gölgesiyim. Ben Nessahira’yım ve size yaklaşan bir Gümüş arıyorum.

Esin Kıroğlu, serinin bu ilk kitabında bizi fantastik bilimkurgunun heyecanıyla koştururken olmadık bir aşkın gülümseten diyaloglarında soluklandırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Follow:

2 Comments

  1. 10 Nisan 2015 / 08:55

    öyle şaşırtıcı kitaplar ekliyorsun ki öğle tatilini sabırsızlıkla bekliyorum gidip almak için.Bir önceki postunda sormuştun ya “sıradaki kitabı nasıl seçiyorsunuz” diye ruh halime göre diye cevap vermiştim sana ama ekleme yapıyorum ; zimlicious’un tanıtım yazılarına göre de 🙂
    Sevgiler

    • 10 Nisan 2015 / 10:41

      Ah, bu yorum nasıl mutlu etti beni şu sıkıcı cuma gününde anlatamam! Çok teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir