Okumak, iş hayatını olumlu etkiler

Okumak, iş hayatını olumlu etkiler

Kitap okumak, iş hayatımızı olumlu etkiliyor! Bize kattıkları şöyle: gelişmiş muhakeme becerisi, karmaşık problemleri anlama becerisi, empati kurabilme yeteneği, stres atma yöntemi ve güçlü rol modelleri…

Okumayı seven bir insansanız, arkadaşlarınızın, ailenizin, “o kadar okuyorsun da ne işe yarıyor ki?” yorumlarına maruz kalmışsınızdır. “Hissediyorum!” diye isyan edersiniz, “başka yerleri, insanları tanıyorum” dersiniz ama işe yaramaz. Artık, fastcompany.com’un okumanın iş hayatını olumlu etkilediğine dair yazısını göstererek “alın size kapak olsun!” diyebilirsiniz! Hem de öyle referans kitabı veya ansiklopedi okumaktan bahsetmiyor yazı. Kurgu okumak, işinizde iyi olmanızı sağlıyor!

Nasıl mı? İşte şöyle…

1. Gelişmiş muhakeme becerisi

University of Puget Sound’da İngilizce profesörü olan Michael Benveniste, kurgu okumanın mantığın ötesine geçen içgörülere sahip olmanızı sağladığını dile getiriyor. Duygular veya geçmişteki deneyimlerin bulanıklaştırdığı durumlarda niteliksel muhakeme yapılması faydalı oluyormuş ve kitaplardaki tasvirler de bunu yapmanıza yardımcı oluyor.

2. Karmaşık problemleri anlama becerisi

University of Toronto’da yapılan bir araştırmaya göre kurgu okuyan insanlar diğerlerine karşı daha kapsamlı bir anlayışa sahip oluyor. Bunun nedeni de okurken her zaman karşılaşamayacağımız karmaşık karakterler ve durumlarla duygusal olarak bağlanmamızmış. Hatta University of Toronto’nun psikoloji profesörü Keith Oatley diyor ki, aynı bilgisayarların “bir uçak nasıl uçulur?” veya “yarın hava nasıl olacak?” tarzı problemleri çözebildiği gibi, romanlar, hikayeler ve tiyatro oyunları da biz okurların sosyal hayatın karmaşık yanlarını anlamasına yardımcı oluyormuş.

3. Empati kurabilme yeteneği

Hakkında okuduğumuz karakterin durumunu düşünmek ve anlamaya çalışmak, gerçek hayattaki insanlara karşı empatik olmamızı sağlıyormuş. Kanada’daki York Üniversitesi’nden Raymond Mar isimli psikoloğa göre bunun nedeni bir hikaye okurken, kişisel deneyimlerle bağlantı kurmamızmış. Deneyimler, başkalarının deneyimleri hakkında hikayeler okumak, dünyaya bakış açımızı değiştiriyor, etrafımızdaki dünyayı daha iyi anlamamızı sağlıyor ve hatta bizi bile farklı insanlar yapabiliyormuş. “Amaaaan, romanlar abartıyor her şeyi” diyenlere de cevabı var Mar’ın; diyor ki, kurgu abartılı olsa da insan psikolojisi ve ilişkileri hakkında gerçekleri yansıtıyor.

4. Stres atma yolu

Bir roman okumak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak veya bir bardak çay içmekten daha etkiliymiş stres atma konusunda. Hayır, uydurmuyorum! Katılıyorum demek, uyduruyorum demek değil! University of Sussex’de yapılan bir araştırma göstermiş bunu. Nöropsikolog David Lewis, okumanın stres oranını yüzde 68 azalttığını söylüyor. Araştırmaya göre, yalnızca altı dakika okumak bile katılımcıların kalp atış hızını yavaşlatmış ve kaslarının gevşemesini sağlamış. Lewis, okumanın stresi azalttığını kanıtlarken, şunu eklemeyi de unutmamış: okumak, hayal gücünüzü de tetikliyor, kağıtta yazan kelimeler yaratıcılığınızı canlandırıyor ve aslında farklı bir boyutta geziyorsunuz. Mis!

5. Güçlü rol modelleri

Başka bir profesöre göre ise romanlardaki karakterler, okurlara güçlü rol modelleri olabiliyor. Hatta bu profesör, kendisine güç veren karakterler olarak Jane Austen’ın yazdığı karakterleri gösteriyor.

Sonuç olarak şuna varıyoruz: kitap okurken çoğu zaman olayları dışarıdan deneyimlediğimizi düşünüyoruz. Ama aslında, hikayenin içine iyice giriyoruz, karakterleri seviyoruz, kimisinden nefret ediyoruz; kimisini öpmek, kimisini gebertmek, kimisinden de uzak durmak istiyoruz. Hayatınızda ondan fazla kitap okuduysanız (ki böyle bir araştırma yok, bunu ben uyduruyorum) iş yerindeki problemlerle nasıl başa çıkacağınızı bilebilirsiniz.

Hadi bakalım!

Kaynak: fastcompany.com

Follow: