kişisel Kitap Yorumu

Jes Baker: Kendinizi Sevin

jes baker kitap kaktüs masa ajanda

Jes Baker’ın şişman kızlara çok güzel önerileri var: o kıyafeti bugün giyin, o yakışıklıyla şimdi konuşun, hayalinizdeki tatili şimdi yapın, başkalarının ne düşündüğünü bir kenara bırakın ve kendinizi sevin!

Jes Baker’ı themilitantbaker.com adresindeki blogundan, Abercrombie & Fitch’e meydan okuyan kız olarak tanıyorum. Things No One Will Tell Fat Girls (Şişman Kızlara Kimsenin Söylemeyeceği Şeyler) kitabına giden yolculuğu da Abercrombie & Fitch’e yazdığı mektup ve mektuba ektiği için çektiği fotoğraflarla başladı aslında. Bilmeyenler kesin vardır, o yüzden biraz bu olayı anlatarak başlamak istiyorum…

jes baker militant baker abercrombie&fitch

Abercrombie & Fitch’in CEO’su Mike Jeffries, basına hiçbir zaman büyük beden kıyafet yapmayacaklarını, şişman insanların çirkin olduğunu, dükkanlarında çalışan insanları dahi güzellik bazında seçtiğini söylediği bir açıklama yapıyor. Bunun nedenini de “biz ‘cool, iyi görünen insanlara ürün satmak istiyoruz; onların dışındakilere pazarlama yapmıyoruz” diyerek açıklıyor. Amerika gibi, nüfusun çoğunluğunun aşırı kilolu olduğu bir ülkede bu nasıl karşılanıyor artık siz tahmin edin. Hele ki kilosu nedeniyle zaten depresyonda olan genç nüfusun üzerinde yaratmış olabileceği söz konusu olduğunda… Ayaklanan çok oluyor ve bunu en iyi şekilde yapanlardan biri de bence Jes Baker. Büyük beden, şişman bir kız olmasına rağmen “L” beden tişörtlerinin kendisine gayet rahat olduğunu yazıyor Mike Jeffries’e. Mektubunu da “eğer tişörtlerini giyip, markanın adını zedelememi istemiyorsan bana dünya kadar para verebilirsin” diyerek bitiriyor. İronik bir şekilde tabii; gerçekçi olarak değil.

mike jeffries

Mike Jeffries de bu resimde gördüğünüz, yüzü estetik ameliyat olmaktan yaratığa dönmüş adam.

Jes Baker’ın mektubunun ve mektupla birlikte yayınladığı fotoğrafların verdiği ana mesaj ise şu: bedeni, şekli, rengi, vs. ne olursa olsun bedeninizi ve kendinizi sevin.

Kendinizi, olduğunuz gibi kabullenebilirsiniz

Jes Baker, ilk günden beri kendine güvenli, bedenini seven bir kadın olmamış. Bunu da dürüst bir şekilde açıklaması insanı kendine yakın hissettiriyor. Toplumun, “normal” standartlarına uygun olmayan tüm vücutları dışlamasından, onlarla dalga geçilmesinden o da nasibini almış. Onunla da dalga geçilmiş, o da şişman olduğu için kendini çöp gibi hissetmiş, “bu bluzu zayıflayınca giyeceğim” veya “o çocukla zayıflayınca konuşacağım” veya “zayıflayınca dünyayı gezeceğim” gibi düşüncelerle hayatını sürekli ertelemiş. Daha en başından verdiği en iyi nasihat de bu konuyla ilgili: ne olursa olsun, hayatı ertelemeyin— kıyafetler söz konusu olduğunda, kendini içinde iyi hissettiğiniz ne varsa onu giyin, o çocukla şimdi gidin konuşun ve rahatlıkla dünyayı gezin çünkü uçakta kemerinize bir ekleme istersiniz olur biter!

Jes Baker’a göre insanların şişman kızlara açık açık söylemediği diğer şeylerden bazıları da şöyle:

  • Eğildikleri zaman herkesin göbeği kat kat oluyor.
  • Biri size “muhteşem görünüyorsun” dediği zaman altında bir kötü niyet aramayın; gerçekten öyle düşündükleri için bunu söylüyorlar.
  • Kendinizi iyi hissetmek için her allahın günü spor yapmanız gerekmiyor.
  • Bir adam sizi kucağına aldığında beli kırılmaz.

Ve en önemlisi: kendinizi sevebilirsiniz!

jes bakerKendinizi sevmek için başkasının onayına ihtiyacınız yok

Her insanın yaşama, sevme, sevişme, gezme, tozma, başkalarına zarar vermeden canı her ne istiyorsa yapma hakkı var. Dönüp de yakınınızdaki rastgele bir insana bunu söyleseniz ve cümleyi “değil mi?” diye bitirseniz, herkes “evet” der. Ancak çoğu onların (bazen) farkında bile olmadan yaptıkları hareketlerin, söyledikleri şeylerin bunun tam tersini getirdiğini bilmez. Mesela, on yıl aradan sonra ilk kez gördüğünüz eski okul arkadaşınıza “ay ne kadar kilo almışsın!” demeyin kardeşim. O kişi zaten bunun farkında ve yüksek ihtimalle de bu durumdan rahatsızdır. Kendi işinize bakın ve insanları değiştiremedikleri şeyler yüzünden yargılamayın.

Bu arada, bunun sadece kiloyla ilgili olması da gerekmiyor. “Ay saçların beyazlamış” var mesela; sana ne! “Gözlerinin altı çökmüş” var; sana ne! “Ay hala aynı işte, aynı paraya mı çalışıyorsun” var; sana ne! Gerçekten ama gerçekten kendinizi bilin, Jes Baker’ın da dediği gibi başkalarının kendinizi kötü hissettirmesine izin vermeyin.

You Might Also Like