Süt ve Bal: Muhteşem ikili mi, yoksa “ıyk” mı?

Süt ve Bal: Muhteşem ikili mi, yoksa “ıyk” mı?

GoodReads sağ olsun, şimdi bir baktım da Rupi Kaur’un dilimize Süt ve Bal olarak çevirilen şiir kitabı Milk and Honey’yi ta Nisan’da okumuşum. İtiraf edeyim, ara ara aklıma düşen bir kitap Süt ve Bal. Bunun temel nedeni de belli kısımlarını düşündükçe hala içimin ürpermesi ve tüylerimin diken diken olması. Öyle tuhaf oldum ki Rupi Kaur’un şiirlerini okurken, bazen “hayatımı bu kız da yaşamış da benim haberim mi yok?” diye düşündüm, durdum. Ama işin tuhaf tarafı şu: evet, yaşananlar, atlatılanlar çok benzeyebilir. Ama o süreçlerde hissedilenlerin de bu kadar, birebir benzemesi tuhaf bir durum şimdi, itiraf edin!

Süt ve Bal: Muhteşem ikili

Küçüklüğüme dair en güzel anılarımda süt ve bal hep var. Süt ve bal demek, mis gibi bir yatak, uyku öncesi kitap okuma ve büyülü rüyalar demek benim için. Hatta hala uyku konusunda sıkıntı çektiğim zamanlarda süt ısıtıp, içine bal katarken buluyorum kendimi ve cidden işe yarıyor da! Asıl konumuz olan Süt ve Bal da böyle hissettirdi; tanıdık, alışıldık olanın sıcaklığı, kaybedilenlerin yürek sızısı, beklenenlerin korkuyla karışık heyecanı…

süt ve bal rupi kaur

Hayatı dörde bölmek gerekirse…

süt ve bal kitapKitap, Acı Çekmek (the hurting), Sevmek (the loving), Kırılmak (the breaking) ve İyileşmek (the healing) olmak üzere dört bölüme ayrılıyor.* Süt ve Bal, Rupi Kaur’un hepimizin yaşadığı ayrılıkları, aile sorunlarını ve hatta kendi kendimizle alıp veremediklerimizi kelimeleri ve çizimleri az, öz ve net ve biraz da büyülü bir şekilde dizerek ele almış. Tüyleri diken diken eden yanı ise bunun sadece Tinkerbell türü bir büyü değil, kara büyüyle karışık olması. Şöyle yani; sevsen canın yanıyor, sevmesen canın yanıyor. İyi şeylerle kötü şeyler hep birbirini buluyor. Dolu bardaklar boşalırken insan çuvaldızı kendine batırıyor; artık alıştığı yerden battı mı, hissetmiyor bile ancak diğer türlü de kan durmak bilmiyor. Anlatabiliyor muyum?

Emma Watson’ın Our Shared Shelf isimli kitap kulübü sayesinde keşfettiğim Süt ve Bal, ilk üç bölümünde işte böyle hislere, düşüncelere koşturdu beni. Hatta bazen, iki satırlık bir şiirini okuduktan sonra ayağa fırlayıp, “evet ya, evet!” diye haykırasım geldi (bunun gerçekten yapıp yapmadığım sır, söylemem). Özellikle Acı Çekmek kısmında “father.” diye başlayan bir şiir var. Hatta daha başlarında kitabın. O mesela öyle bir yerden vurdu ki kelimelerim yetmiyor anlatmaya. Sevmek kısmını da yine benzer hislerle okudum çünkü her kelimeyi önceden ve/veya şimdi iliklerimde hissetmişim… Kırılıp, paramparça olmak da (hem fiziksel, hem duygusal olarak) isteksizce de olsa da çok iyi becerdiğim bir şey olduğundan Kırılmak bölümünden de çok etkilendiğimi belirtmeme gerek yok sanırım.

Diğer yandan, İyileşmek bölümünü okurken ise fark ettim ki daha pek bir iyileşme olmamış bende. Hatta bazı şiirleri okurken ciddiye alamadım, “oldu canım!” gibi tepkiler vururken kendimi. Nasıl yaşadıklarınıza yakın hissedip, içine gömülüyorsanız, henüz yaşamadıklarınız ama umut bağladıklarınız da bu halde biraz komik ve ciddiyetsiz gelebiliyor.

Ben de hayatın ‘the healing’ kısmını yaşamaya yakında başlarım umarım, ne diyeyim…

 

*Türkçesinin içine ayrıntılı bakamadığım için çevirileri böyle mi, bilmiyorum. Bilginiz olsun.

Süt ve Bal, Her Ülkeden Bir Kitap projesinde Kanada’ya eklendi.

 

Follow: