The End of Alice

The End of Alice

A.M. Homes, en sevdiğim yazarlardan biri. Kendisi, ağırlıklı olarak hayatın karanlık taraflarını ele alıp, utanmaksızın, sıkılmaksızın, doğrusunu yanlışını düşünmeksizin gerçeklerin kurgu halini tak tak yazarın önüne koyan bir yazar. Herkese göre değil yani. Ancak bu onun çok iyi bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabii…

75479

The End of Alice, hapisteki bir pedofil olan Chappy ve ona mektuplar yazan bir kızı konu alıyor. Chappy’nin başı, 12 yaşındaki, Alice isimli bir kızla olan ilişkisinden dolayı belaya girmiş. Chappy’ye yazan kız ise kendisinden küçük oğlanlara karşı benzer şeyler hissediyor; onları ele geçirmek de istiyor. Kendini en iyi anlayacak mektup arkadaşını bulmuş yani anlayacağınız…

[quote image=”http://www.zimlicious.com/wp-content/uploads/2015/05/am-homes-200.jpg” title=““ source=”the_source.html” author=“”]A stopped clock is right twice a day.[/quote]

Bu kadar rahatsız edici, hatta iğrenç denilebilecek bir konuyu işyelen, The End of Alice gibi bir kitabı nasıl sevdin derseniz… Öncelikle, A.M. Homes konuyu öyle ayrıntılı, öyle gerçekçi bir şekilde işliyor ki “lan bu kadın psikopat mı acaba?” diye bir şüphe düşüyor içinize. Hatta ve hatta, kitabın ağırlıklı olarak Chappy’nin ağzından anlatıldığını da göz önünde bulundurursak, bilmeyen biri yazarın kadın değil, erkek olduğunu düşünebilir.

Chappy, mektup arkadaşlarının yazdıklarını okurken kendi geçmişini de hatırladığı için aslında neler olduğunu, nasıl olup da bu tür iğrenç hislere karşı gelemediğini ve kendini nasıl hapiste bulduğunu öğreniyoruz. Diğer yandan, aynı hislere sahip olan ve Chappy’ye benzer şekilde bunları harekete geçirmeye de çalışan kız özgür bir şekilde hayatını sürdürüyor. Böyle şeyler söz konusu olduğunda hayatın ne kadar acımasız, dengesiz ve haksız olduğunu anlıyor insan; yakalananlar içeri atılıyor, hak ediyorlar da. Peki ya yakalanmayanlar? Özellikle bizim ülkemizde yakalanıp da sorguya çekildikten hemen sonra yine toplumun içine salınanlar?

The End of Alice, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, ilk çıktığında hem ABD, hem de İngiltere’de olay yaratmış. Bir pedofilin ağzından anlatıldığı, hapishane seksi ve çocuklara tecavüz gibi konuları işlediği için de yerden yere vurulmuş. Tabii ki tecavüzün hiç bir türlüsünü, çocuklara gelecek hiç bir zararı savunmuyorum. Ancak dünyanın böyle kitaplara da ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. İnsanlar okusun, hissetsin ve tiksinsin ki bu tür iğrençliklere karşı çıkmayı, onlarla savaşmayı öğrensinler.

★★★★★

Follow:

4 Comments

    • 27 Mayıs 2015 / 14:26

      Yiiiiihuuuuuuu! Biliyorsun kadını zaten ne kadar sevdiğimi ama şimdiye kadar favorim bu kitabı oldu. Ağzım beş karış açık okudum. Bizi Bağışla da yeterince şok ediyor gerçi insanı.

  1. Eliza Bennet
    27 Mayıs 2015 / 14:06

    Süper bir durum oldu bu post’u okurken; daha önce hiç adını bile duymadığım bir yazardan haberdar oldum çok teşekkürler. Ben de May We Be Forgiven ile başlamak istiyorum önce. Ancak elimdekileri en azından gözle görülür şekilde eritmeden önce kitap almama kararım var. Daha bozmadım (Kindle hariç ama onu saymıyorum) onun için bu yazarı bir kenara koyuyorum.

    • 27 Mayıs 2015 / 14:27

      May We Be Forgiven’la Women’s Prize for Fiction’ı da kazanmıştı kendisi 🙂 Bu insanı rahatsız edici temalar şimdiye kadar okuduğum her kitabında var (sadece 2 tanesini okumadım daha). Ama mutlaka denenmesi gereken bir yazar olduğunu düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir