İçinde fiziksel ve ruhsal açlık olan bir kitap: Hunger – Roxane Gay

İçinde fiziksel ve ruhsal açlık olan bir kitap: Hunger – Roxane Gay

GoodReads’den kontrol ettim, ta Ağustos’ta okumuşum Roxane Gay’in kaleme aldığı Hunger’ı. Ama o zamandan beri hakkında bir şey yazmaya elim varmadı; ara ara aklıma düşen, özellikle içindeki belirli kısımlar hakkında üstüne sık sık düşündüğüm bir kitap oldu Hunger. Hani bazı durumlar için “başına gelmeyen anlamaz” derler ya? İşte tam da böyle bir durumu, “şişman” olmayı kaleme almış Roxane Gay ve bunu yaparken de kendi deneyimlerinden yola çıkmış. Yani, karşımızda tamamen soyunup, en korunmasız haliyle durmuş ve haykırmış diyebiliriz…

Kitaba paralel olarak ben de biraz kendimden bir şeyler anlatma ihtiyacını hissediyorum… 4,5 kilo doğmuş bir bebek olarak hiçbir zaman tıbben “normal” bir kiloda olduğumu hatırlamıyorum; çünkü olmadım. Çocukken şanslıydım; bebek yüzlü olmamdandır belki, şişmanlık hep yakıştı bana. Öyle beni yaralayacak derecede dalga geçen, üstüme gelen olmadı; kendi kendimle dalga geçmenin zorbalığı durduracağını erkenden anlayan ve cana yakın bir tip olduğum için çok zorluk çekmedim. Bir süre kıyafet bulmak, vs. de zor olmamış olsa gerek; çok net anılarım olmasa da daha büyük yaşların kıyafetlerini rahat rahat giydiğimi hatırlıyorum. Ancak ergenliğe ulaşınca tüm o toz pembe günler geride kalıyor tabii…

Özetle geçmem gerekirse dünyanın “sizin gibilere” bakışına maruz kalıyorsunuz, üstünüze giyecek bir şey bulamıyorsunuz, birinden hoşlanıyorsunuz ve size “aslında zayıflasan çok güzel kız olacaksın” diyor, kiloyla birlikte hormonlarınız bozuluyor, bu bozulmanın asıl acısı içten çekilse de dışa vuran kısmı olmadık yerlerinizin tüylenmesi oluyor mesela… Hormonlar bozuldu, şekerim var, tansiyonum var derken de tüm bu bozukluklar diyetisyen kontrolünde dahi kilo vermenizi engelliyor. Görüntünüzle bir yerde barışsanız bile (ki ben bunu zor bela başarmıştım), hastalık kısmıyla barışamıyor işte insan…

Roxane Gay gibi ben de doymak bilmiyordum

Roxane Gay, başından geçen çok ama çok kötü bir olayla yapıyor açılışı; 12 yaşında tecavüze uğruyor ve sonrasında hem yaşananları unutmak, hem de vücudunu kimsenin arzulamayacağı bir şey haline getirmek için kendini yemeğe veriyor. Tabii çok ama çok üzüldüm bunu okuduğumda ama sonra dönüp kendime baktıma daha da üzüldüm çünkü benim başıma böyle bir şey gelmedi çok şükür ama kendimi bildim bileli mutluluğumda da, hüznümde de, depresyonumda da can dostum hep yemekti. Ben de kendimi mi cezalandırıyordum, cezalandırıyorsam da ne için cezalandırıyordum? İnanın, bu sorunun cevabını hala bilmiyorum. Ama Roxane Gay de bu yiyip yiyip doymama durumunun sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal olduğuna dair teorimi kanıtladı bana…

I found ways to hide in plain sight, to keep feeding a hunger that could never be satisfied– the hunger to stop hurting.

roxane gay hunger kitapEğer hayatınızın bir noktasında kilolu olduysanız (ki ne yazık ki öyle lanet bir toplumda yaşıyoruz ki, bırakın benim gibi 133 kilo olmayı, beş kilo fazlası olan bile hissetmiştir bunları) Roxane Gay hikayesinde kendinizden çok şey bulacaksınız. İçinizden söylediğiniz, sık sık düşündüğünüz ancak kimsenin anlamayacağından emin olduğunuz için hiç kimseyle paylaşamadığınız hisleri bulacaksınız…

Eğer hiç bir zaman kilolu olmadıysanız da umarım kilolu arkadaşlarınızı, yakınlarınızı ve/veya yabancıları abuk subuk şekillerde eleştirmenizin onları nasıl yaraladığını görecek ve bu saçmalıktan vazgeçeceksiniz. Kilo, kolay kontrol edilebilen bir şey değil. “Bu kilodayken dondurma yemen doğru mu?” demeniz, birinin size “burnun yamukken gözlük takmak yakışık alır mı?” dememizle eşdeğer.

Halimiz her ne olursa olsun, Roxane Gay’in şu tespiti hepimiz için geçerli bence:

There is an anxiety in being yourself.

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir