Kitap Eleştiri: Ölü Canlar – Nikolay Gogol

Ölü Canlar, gerçekçi Rus edebiyatının özgün yazarlarından Nikolay Vasilyeviç Gogol’ün (1809-1852) , üzerinde çok tartışılan ve kuşkusuz en beğenilen yapıtıdır. Romanda 19. yüzyıl Rusyası’nın bir toplumsal olayı, eşine az rastlanır bir yergi gücü ve usta betimlemelerle anlatılır: köleliğin kaldırılmasından önce toprak sahipleri çalıştırdıkları köylü sayısı kadar vergi ödemek zorunda oldukları gibi devletten para da alabilirlerdi. Bundan yararlanmak isteyen roman kahramanı Çiçikov ölü canları yani ölmüş köylüleri (köleleri) karşılık göstererek devleti dolandırmaya kalkar. Konusunu Puşkin’in önerdiği söylenen romanda Gogol, Rus köylüsünün acıklı hayatını ve Çiçikov’un şaşırtıcı kişiliğini kendine özgü canlı mizahıyla dile getirir.

Baştan iki şeyi söylemem lazım:
1. Tembellik etmeyip bir şekilde kitapları okur okumaz hemen yazıları yazmam lazım yoksa karakter isimleri, vs. gibi bilgilerin yanı sıra ne söyleyeceğimi de unutuyorum. Bu kitabı okuyalı da aylar oldu.
2. Rus edebiyatı hayranı değilim.
Ölü Canlar kitap kulübümüz Ex Libris için seçtiğimiz ilk kitaptı. Rus edebiyatı hayranı olmadım hiç ancak konuyu okuyunca insan neler olacağını merak ediyor. İtiraf etmem lazım ki kitabı bitirmem çok zor oldu. Ölü Canlar’ı muhtemelen bir daha asla okumayacağım ancak şunu da söylemem gerekiyor ki aslında çok iyi yazılmış ve kurgulanmış bir kitap kendisi. 
Gogol’ün gözünden hiç bir ayrıntı kaçmıyor. Bu çoğu zaman çok sevdiğim bir durum olmasına rağmen bence derecesi iyi ayarlanmalı çünkü aşırı ayrıntı hikayenin akışını yavaşlatıyor, insanı sıkıyor. Bir de şöyle bir durum var… Ben genelde okuduğum kitaplara renk veriyorum. Mesela vampir kitapları kırmızı tabii ki, bilim kurgular parlak mor, aşk romanlarının bazıları pembe bazıları kusmuk rengi… Şimdiye kadar okuduğum Rus Edebiyatı kategorisindeki tüm kitaplar ise bunalım grisi ve Ölü Canlar da buna dahil.
Şimdi etkileyici kısımlarına geçelim kitabın… Kitabın yapısı dizi filmlerinki gibi kurgulanmıştı. Çiçikov’u ölü canları toplarken takip ediyoruz ancak her bir bölümde farklı bir ortam, farklı insanlar var. Bir yandan tanıdık yüzler de karşımıza çıkıyor tabii. Çiçikov’un insanlarla görüşmelerini, sohbetlerini, hangi yemekleri yediklerini oldukça ayrıntılı bir şekilde izliyoruz. Rusya’nın o zamanki durumunu net bir şekilde ortaya koymasının yanı sıra Gogol karakterleri de oldukça başarılı bir şekilde çiziyor. Özellikle farklı siterotipleri tanımak oldukça keyifli. Eminim ki kitaptaki pek çok karakter her birimizin hayatında var. Aynı zamanda hikaye de oldukça iyi bir şekilde kurgulanmış ve tarihi ayrıntılar da olayları zenginleştiriyor. Yalnız ben Rus Edebiyatı limitimi doldurduğumuz hissediyorum; en azından şimdilik.
Follow:
Share:

2 Comments

  1. Hülya Erdoğan
    9 Ocak 2019 / 21:33

    Ölü Canlar Bir Epik Şiir
    Nikolay Vasilyeviç Gogol
    İletişim Yayınevi
    idefix’ten satın al
    Romana başlamadan önce “ölü canlar”ın köleler olduğunu biliyordum ve romanın da kölelik düzeninin eleştirisi olduğunu düşünüyordum. Ne büyük yanılgı! Bu kanı bende nerde oluştu bilmiyorum. Daha sonra araştırdığımda çoğu yerde romanın bu şekilde tanıtıldığını gördüm. Bu yanlış kanının edebiyatı konu, anafikir, kişiler, özet gibi dar kalıplara ve şablonlara sığdırmaya çalışan ders verme meraklısı zihniyetin sonucu bir bilgi ve sezgi kirliliği olduğunu gördüm daha sonra. Çünkü kitabı okumaya başladığımda gördüm ki kölelik romanda sadece bir arka plan. Kölelik düzenine öyle dar zihniyetin dayattığı gibi “ağır eleştiriler” yok.

    Roman kahramanı Çiçikov orta sınıfa dahil bir devlet memuru. Kendi deyimiyle dürüstlüğü ve iyi niyeti yüzünden başına türlü işler gelmiş, üç kez herşeyini kaybedip sıfırdan başlamış bir sabır abidesi. Fiziksel özellikleri de dikkat çekici. Rönesans dönemi tablolarındaki melek tasvirlerini andırıyor; tombul pembe yanaklı, nerdeyse bir bebek cildine sahip. Burda müthiş bir kinaye var aslında. Neden mi? Kendi gibi orta halli yaylısı ve iki hizmetkarıyla Rusya’yı dolaşıp son sayımdan sonra ölen ama kağıt üzerinde yaşıyor görünen ölü köleleri çoğu kez yok pahasına satın alan biri çünkü. Amacı bu köleleri daha sonra hazineye rehin verip devletten para koparmak. Çalışkan ve sabırlı ama kendinden bahsederken kullandığı kelimeyle dürüst asla değil. Yani aslında bir melekten çok bir şeytan.

    Gogol’un asıl sorunsalı ve romanın kemiği burada ortaya çıkıyor. Sorun kölelik ya da başka bir şey değil: Sorun kişilerin yozlaşmışlığı. Daha çok da orta ve üst tabakaya dahil devlet görevlilerinin bencillik, iltimas, rüşvet, para hırsı çevresinde şekillenen yozlaşmışlıkları. Peki alt tabakadaki çiftçiler, uşaklar, köleler çok mu dürüstler? Tabi ki hayır. Onlar da çalıyor çoğu zaman, benciller. Gogol de görüyor bunları ama hoş görür bir tavrı var. Peki neden? Çünkü Gogol’ün asıl sorunu “bilinçli kötülük”. Bu nedenle “Ölü Canlar” toplumsal olmaktan çok bireysel bir roman. Daha doğrusu bireyden topluma ulaşmayı hedefleyen bir roman.

    Bunu yaparken de bol bol alegorilere, kinayelere başvuruyor Gogol. Ciçikov’un bir melek gibi tasvir edilmesi mesela. Ya da Çiçikov’un ölü canları satın alırken sadece kağıt kalem kullanması, sadece kağıt üzerinde işlem yapması. Eli kalem tutan orta sınıfın yaptığı kötülükleri bilinçli yapmasının, bunu yaparken eğitimini kullanmasının örneklemesi.

    Roman yarım kalmış bir roman. Gogol yakmış ikinci cildini. Çiçikov cehennemi görüyor, ama cennete ve kurtuluşa eremiyor yani. Bir tesadüf olsa dahi bu bile çok anlamlı bence. Gene de bütünlüklü bir kitap. Zevkle okunabilir.

    Not:
    Bunu Hüseyin yazmış.
    Seninkinden daha iyi buldum.
    Bak: İnternet

    • zimlicious
      Yazar
      12 Ocak 2019 / 14:38

      Paylaştığınız için teşekkürler; yazanın da ellerine sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir