Kitap sever kahramanları severiz!

Kitap sever kahramanları severiz!

Samantha Ellis, How to be a Heroine (Nasıl Kahraman Olunur?) isimli kitabında edebiyattaki kadınları, ergenken sevdiği karakterleri ilerki yaşlarında nasıl gördüğünü ve edebiyatın insana aşk ve seks gibi konularda bilgi sağlayıp sağlayamayacağını sorguluyor.

Öncelikle şunu söyleyeyim: normalde birisi sevdiğim edebi kahramanlar hakkında kötü bir şey söylese, bu durumu onların burnuna yumruk indirmeye kadar götürebilirim. “Offf, Harry Pottter çok çocuk şeysi” diyenler ağzının payını alır, “Alice asit kullanıp düşmüş Harikalar Diyarına yahu!” diye saçmalayanların kalbi kırılır, hele ki Peter Pan’ın Wendy’sinin uyuz bir kız olduğunu kabul etmeyenler de fena bozulur… Samantha Ellis de How to be a Heroine’de böyle cırlama hissi uyandırdı bende. Ancak kendisine cırlayamadığım gibi, çoğu zaman da “evet, haklısın” derken buldum kendimi. Neden mi? Çünkü o gerçek bir okur, her karakteri ve vakayı ciddi ciddi değerlendirmiş ve bunlar hakkındaki gerçek hislerini ve düşüncelerini aktarmış okura.

samanthaelliscnicktucker-author-pic

Okumayı seven insanın hali başka oluyor

Samantha Ellis, aynı benim gibi küçüklüğünden beri kurtuluşunu kitaplarda bulmuş bir kadın. Kitaplarını okumamış, yalamış yutmuş ve kendine yakın bulduğu karakterlerin can dostu olduğunu düşünen bir okur hem de. İncelediği kitaplar arasında da hepimizin okumuş olduğu (en azından okumuş olduğunu umduğum) Küçük Deniz Kızı, Küçük Kadınlar, Jane Eyre, Uğultulu Tepeler gibi romanlar var. Yorumlarını ciddiye aldırtan ve üzerinde düşündürten de değerlendirmelerini yalnızca geçmişte okuduklarına göre yapmaması; Samantha Ellis, yıllar sonra oturup zamanında sevdiği bu kitapların tümünü tekrardan okumuş ve o zamanki hisleri ve düşünceleri ile bu zamankileri de karşılaştırmayı ihmal etmemiş.

Samantha Ellis’in analizleri, bana şunu tekrar tekrar gösterdi: hangi kitabı ne zaman, nasıl bir modda, hayatınızın hangi noktasında okumuş olduğunuz onun hakkındaki hislerinizi ve düşüncelerinizi derinden etkiliyor. Öyle ki yakın zamanda Bronte kardeşleri tekrardan ziyaret edeyim diyorum. Ama bir yandan da eskiden beri çok sevdiğim bu kitapları, kadınları bugün eleştirirken bulurum kendimi diye korkuyorum. Ama bu kaçınılmaz bir durum sanırım; ben değişirken, onların da bana ayak uydurmasını beklemem hata olurdu.

★★★★★

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir