Kitap Yorumu – Dokunmak veya dokunmamak….

Sevdiğiniz birine dokunduğunuzda hiç bir şey hissetmediğinizi, bahar gelince çiçeklerin kokusunu duymadığınızı, bir pastaneye girince içinize kurabiye kokusunu çekemediğinizi, yediğiniz yemeklerin tadını alamadığınızı düşünün… Asher Blackwell’in hayatı böyle geçmiş. Ta ki Remy ile tanışana kadar…

Remy, annesi ve psikopat üvey babasıyla büyümüş. İnsanları iyileştirme gücü, bu kapsamda yararlı olmuş çünkü hem annesinin, hem de kendisinin yaralarını iyileştiriyor. Bunun da bir sonucu var tabii: başkalarını iyileştirdiğinde onların yaralarını, hastalıklarını kendisi alıyor. Öz babasının yanına taşınıp Asher Blackwell ve ailesiyle tanışınca ne olduğunun ismi konuyor: Remy, bir Şifacı. Blackwell ailesinin üyeleri ise Koruyucular. Zamanında Şifacı ve Koruyucular birlikte çalışıyormuş. Adlarından da anlaşılacağı gibi, Koruyucular Şifacıları korumakla görevliymiş. Ancak sonradan bozuşmuşlar…
Düşman olmalarına rağmen Remy ve Asher arasındaki çekim resmen kıvılcımlı; evet, cidden birbirlerine dokunduklarında kıvılcımlar çıkıyor vücutlarından. Onların birbirine bağlanışını, Asher’ın Remy’nin Koruyucusu olmaya karar verişini izlerken bir yandan da Şifacılar ve Koruyucuların geçmişini, Remy’nin Koruyucuların eski hallerine dönmesinde neden kilit noktada olduğunu öğreniyoruz.
Kitabın bazı kısımları bana Alacakaranlık serisini, bazı kısımları Hush, Hush serisini, bazı kısımları ise Duman ve Kemiğin Kızı serisini hatırlattı. Ancak özgün konusu sayesinde kendimi hissizliğin nasıl bir şey olduğunu düşünürken buldum. Buna dayanamayıp geçmişte kendini öldürmeye çalışan Asher’a hak verdim. Serinin sonrasında göreceğiz Koruyucuların eski hallerine dönüp dönemeyeceğini…
Harry ile birlikte okuduk Sonsuz Dokunuş‘u… O da “okusunlar mutlaka” mesajını iletti. Haberiniz ola…
Follow:
Share:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir