Kitaptan Filme: Tepedeki Ev – Shirley Jackson (çekiliş de var!)

Kitaptan Filme: Tepedeki Ev – Shirley Jackson (çekiliş de var!)

Shirley Jackson, henüz herhangi bir kitabını okuyamadan hakkında çok şey bildiğim bir yazar. Cadılara takıntılı olduğumu burayı biraz takip ettiyseniz biliyorsunuzdur; Shirley Jackson’ın işlerini tanımadan, kendisini tanımamın nedenlerinden biri de buydu: hakkında yazılan çoğu yazı “onun bir cadı olduğunu biliyorsunuz” diye başlıyor. Büyüyle haşır neşir olduğuna dair dedikoduları da çoğu kez yalanlamamış kendisi. Bununla birlikte pek çok eliştirmen de cadı olmasaydı Tepedeki Ev ve Biz Hep Şatoda Yaşardık gibi kitapları yazamazdı diyor. Daha fazla nedene ihtiyacınız var mı bu yazarı keşfetmek için? Bence yok!

Benim de kendisiyle ilk tanışmam Biz Hep Şatoda Yaşardık ile oldu. Bu kitabı okuduğumda en çok havası etkilemişti beni çünkü hikaye nispeten yavaş ilerliyor, baktığınızda normal insanlar gündelik, normal şeyler yapıyor ama arka planda hep bir “kesin kötü bir şey olacak” hissi var. Anlatıcı Mary Katherine Blackwood’un biraz anormal bir tip olduğunu daha ilk paragraftan anlıyorsunuz mesela (orta parmakları aynı uzunlukta olduğu için aslında kurt kadın olarak doğabilirmişim şanslı olsaydım diye başlıyor hikayesine) ama bir yandan da “bu kızdan ne kötülür çıkabilir ki yahu” diyorsunuz. Tepedeki Ev de işte bu havaya sahipti; her ne kadar bu seferki olaylar Biz Hep Şatoda Yaşardık’taki kadar “normal” olmasa da…

tepedeki ev netflix dizi

Tepedeki Ev: “…sadece kendimizden korkarız”

Tepedeki Ev bir anda Netflix dizisi olarak patlayınca ve zevkine güvendiğim arkadaşlarım “mutlaka izlemelisin” deyince klasik bir kitap kurdu olarak önce kitaba saldırdım. İyi ki de öyle yapmışım aslında! Baştan söyleyeyim; dizinin kitapla pek bir alakası yok ancak senaryoyu yazanlar kitabı okumuş, sevmiş ve ona sadık kalarak ayrı bir hikaye oluşturmuş gibi geldi bana. Kitaptan minik alıntıların yer alması da “bak bu vardı kitapta!” diye haykırmama yol açtı mesela izlerken…

Olayımız şu: Dr. John Montague, incelemek istediği bir perili ev buluyor; bknz. Tepedeki Ev. Üç ay boyunca bu evi kiralıyor ve kendisine asistanlık edecek insanları özenle seçiyor. Sonunda elimizde Dr. Montague’ya ek olarak Eleanor isimli bir kadın, Theodora isimli bir kadın, Luke isimli, evin asıl sahiplerinin akrabası olan bir adam kalıyor. Dizide hepsi bir aile olsa da (ki dizide aileye bir de Shirley eklenmiş, yazar Shirley Jackson’ı temsil ettiğini düşündüğüm bir şekilde) aslen Tepedeki Ev macerasının başında birbirleriyle henüz yeni tanışan yabancılar.

Tepedeki Ev, özünde de tuhaf bir ev. Mesela, yerler yamuk yumuk, öyle bir tasarlanmış ki bazı pencerelerden aslen görünmesi gereken, dışarıdaki diğer şeyler görünmüyor; kapıları açık bıraksanız ve hatta önlerine ağır bir şeyler koysanız bile hiçbir şekilde açık kalmıyor, bir şekilde kapanıyorlar. Karakterlerimiz, evi yapan ve içinde yaşayan ilk aile olan Crain Ailesi’nin bıraktığı eşyaları da keşfetmeye başlıyor ve onların deliliği de içinde 3 ay kalacak insanlara biraz bulaşıyor.

Kitabı yorumlayanların çoğu “yeterince gergin değildi” yazmış ama bence gereğinden fazla gergindi. Dizide, önceden de belirttiğim gibi, hikayeyi değiştirdikleri için gerçekten doğaüstü bir şeyler oluyor ve izlerken beni koltuğumdan zıplatan pek çok yer oldu. Ancak kitap bence daha fena çünkü orada insanların kendi iç çelişkileri, korkuları ortaya çıkıyor ve aslında iş şuna geliyor: “bu insanları böyle bir vaatle hangi eve tıkarsanız tıkın, delireceklerdi.” Bunu demişken, diziyi yapanların bambaşka bir hikaye oluşturmasının da iyi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim çünkü kitap o kadar içsel bir gerilime sahip ki, direkt filme aktarılsaydı tuhaf bir evde dolanarak, aralarında muhabbet eden insanları izlerdik sadece.

Sevgililer kavuştu mu yolculuklar sonlanır.

Tepedeki Ev söz konusu olunca yukarıda yer verdiğim alıntı pek çok anlama çekilebilir diye düşünüyorum. Dizide, gerçek sevgililer ve aile bireyleri kavuşuyor ve bir yolculuk sona eriyor, kitapda ev insanlara kavuşuyor ve bir yolculuk sonlanıyor. Düşün düşün yanar beyniniz yani ve neye karar verirseniz verin, yanlış bir sonuca ulaşacağınızı sanmıyorum.

Tepedeki Ev Çekiliş

Bu yıl kitap fuarına gittiğimde hem Tepedeki Ev, hem de Biz Hep Şatoda Yaşardık’ı dilimize kazandıran Siren Yayınları’nın standına da (tabii ki!) uğradım. Gördüğüm ve merak ettiğim kitaplarını alırken Shirley Jackson’ın kitaplarını da aldım ki bu yorumla birlikte bir de çekiliş yapayım!

Çekiliş, 15 Aralık gecesi 24.00’da sona erecek ve bir kişi Shirley Jackson’ın Tepedeki Ev ve Biz Hep Şatoda Yaşardık kitaplarını kazanacak. Kazananlar Instagram’dan duyurulacak, o nedenle forma Instagram kullanıcı adınızı eklemeyi ve zimliciousbooks’u takip etmeyi unutmayın. Kazanır da 24 saat içerisinde ses vermezseniz yeni birini seçeceğim.

Aşağıdaki formu doldurarak çekilişe katılabilirsiniz. zimliciousbooks Instagram hesabında da olacak bu çekiliş, her iki taraftan da katılırsanız, kazanma şansınızı artırabilirsiniz.

Follow:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir