Mesajınız var

youve-got-mail-movie-posterHani bazı filmler vardır, yüzbin kez izlemiş olsanız da bir kez daha, bir kez daha izlersiniz ve her seferinde yine bir seversiniz? Mesajınız Var benim için bu filmlerden biri. İlk kez 90’ların sonunda sinemada izlediğimde de çok beğenmiştim. Şimdi de “feel-good” filmlerim arasında yer alıyor hala. Bunun nedenlerinden biri Walkman’den Discman’e, sonra da mp3 player’lara geçişi gören jenerasyondan olmam olabilir… Modemin bağlanma sesini ezbere bilip de o sırada ağzımızı, burnumuzu bükerek bilgisayara eşlik eden jenerasyonuz sonuçta…

Bu ara Mesajınız Var‘ı yeniden izledim ve yeniden hem anılarım canlandı, hem de nereden nereye geldiğimize bir kez daha şaşırdım kaldım. Bilmeyenler, hiç izlemeyenler için konuyu şöyle özet geçeyim: Meg Ryan ve Tom Hanks, internet üzerinden mailleşen kadın ve adamı canlandırıyorlar. Bir yandan Tom Hanks‘in kocaman kitapçısı Meg Ryan‘ın minik dükkanını işinden etmek üzere. Gerçek hayatta tanışsalar da internetten konuştukları insanların da birbirleri olduğunu çok sonra öğreniyorlar…

you've got mail 2Filmi bu kadar sevmemin nedenlerine gelinse ise… Film, tam hepimizin MiRC‘e ve ICQ‘ya sardığı zamanlara denk geliyor. Bu da tanımadığımız insanlarla sanal muhabbetlerin başlangıcı yani… Durum şöyle gelişiyordu: önce MiRC‘deki sohbet odalarında ortaya laf atıyordunuz. Sizin kafanıza yatan biri olduğunda ya da biri size göz koyduğunda özelden mesajlaşıyordunuz. Her iki taraf da konuşmaya devam etmek istediğine kadar verirse ya ICQ numaraları, ya da e-posta adresleri paylaşılıyordu.

Hatırlıyorum da, oralardan arkadaş edindiğim pek çok yabancı insan da vardı benim. İngilizcemi test etmek için çok işime yarıyordu açıkçası. Millete uzun uzun e-postalar yazıyordum hava, su, okul, vs. ile ilgili. Şimdi artık birini tek tıkla arkadaş listemize ekliyor, tek tıkla siliyoruz. Hatta ekleyip de tek kelime etmediğimiz de çok oluyor. “Güzel bir şey söylemek istiyorum; nasıl söylesem?” diye elli saat düşünme zamanları da geçti artık; Like edip, geçip gidiyoruz.

The-Shop-Around-the-Corner-in-Movie-Youve-Got-Mail-1Filmde karakterler arasında sürekli dönen, “konuştuğun kişiyi her gün görüyor olabilirsin” muhabbeti de var mesela. Eğer aynen böyle düşünerek bir kez bile olsa paranoyağa bağladıysanız, parmak kaldırın! Kaldırmıyorsanız, kendinizi kandırıyorsunuz. Hepimiz o aralar etrafta her gördüğümüz, internette konuştuğumuz kişinin bize anlattıklarına azıcık da olsa uyan birini gördüğümüzde tir tir titriyorduk. E, aşkın internette bulunacağı inancı ta o zamanlar başlamıştı gençler. Ama işte “beğendiysen resmi sola çek, beğenmediysen sağa çek” kadar kolay değildi tabii… İletişim teknolojileri daha kısıtlı olmasına rağmen insanlar  buluşmaya, yüz yüze tanışmaya karar vermeden önce sohbet etmek, birbirini tanımak için uğraşıyordu en azından.

The-Shop-Around-the-Corner-in-Movie-Youve-Got-Mail-2Filmin benim için an can alıcı noktalarından biri de tabii kiMeg Ryan‘ın canlandırdığı Katleen Kelly karakterinin sahibi olduğu, çocuk kitapları satan kitapçı dükkanı (yukarıdaki resimde büyük kısmını görebilirsiniz). Mesajınız Var‘ı ilk izlediğim günden beri tutulmuş durumdayım bu dükkana. Çocukluğumdan bu yana bir gün böyle bir kitapçım olacağını hayal ediyordum. Yine gördüm, yine çok içim gitti açıkçası. Benim de böyle bir dükkanım olsun, hikaye saatleri yapıp bir gün cadı, bir gün kedi, bir gün başka bir şey kılığına girerek çocuklara masallar okuyayım… Ah, be ah!The-Shop-Around-the-Corner-in-Movie-Youve-Got-Mail-3Tabii filmin ana olaylarından biri de D&R misali büyük bir firma yüzünden bu minik, yerel dükkanların kapanmaya zorlanması. Şimdi de hepimiz hem daha ucuz, hem de daha çok çeşit var diye bu büyük dükkanları tercih ediyor, hatta çoğu zaman dükkanlarda kitapları elleyip, sonra dönüp internetten sipariş veriyoruz. Özellikle ülkemizde kitap okumak hala bir lüks olduğu için suçlayamıyorum kimseyi. Ama keşke hepimizin evine yakın, her gün önünden geçebileceğimiz mesafede, gerçekten kitapları seven satıcıların olduğu minik dükkanlar olsa, hem oralardan alışveriş yapsak, hem de canımız sıkıldığında, bunalıma girdiğimizde kaçacak bir yerimiz olsa…

Lafı çoooooook uzattım, farkındayım. O yüzden izleyin bari filmi de bu kadar bıdı bıdı boşa gitmesin! Gerçekten sevimli, çıtır çerez bir film. Hatta alın size fragmanı:

Follow:

3 Comments

  1. Nur
    20 Mart 2016 / 02:23

    çok güzel film gerçekten tekrar izleyeceğim sayende teşekkürler 🙂
    bunun gibi tekrar izleyebileceğimiz film önerilerin var mı?

    • 20 Mart 2016 / 17:49

      Valla bana arada geliyorlar böyle 🙂 Bunu izlediğim dönemde Meg Ryan’ın o zamanlardaki diğer filmlerini de izledim… When Harry Met Sally, French Kiss, Kate & Leopold 🙂

      • Nur
        20 Mart 2016 / 23:29

        Listeme yazdım uygun bir zamanda izleyeceğim teşekkürler :))
        Aşk engel tanımaz ve aşka iki hafta filmleri de güzel ve eğlenceli tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir