Sally Mann: Hold Still

Üniversitede almak zorunda olduğum dersler arasında Belgesel Fotoğrafçılığı da vardı. Manual bir makine almak için cebimden çıkan paralar yetmezmiş gibi film ve kağıt almak da oldukça yakmıştı cebimi. Hadi bunu geçtim, resimleri yazıyla oluşturmaya tutkulu, küçüklüğünden beri bununla ilgili bir şeyler yapmayı kafasına koymuş, bunun için de bölüm olarak gazeteciliği seçmiş biri olarak neden kendimi görsel olarak ifade etmek zorunda anlayamamıştım. Daha da ötesi, çöp adam bile çizmeyi beceremeyen, içinden gelip de “ay şu manzara çok hoş” deyip fotoğraf makinesine eli giden bir insan da olmadığımdan inanılmaz tırsmıştım dersten kalacağım diye.

Velhasıl, karanlık odada çok fazla film yaktım, hepsini çıkıp yeniden yakalamaya çalışmak zorunda kaldım, fotoğrafları basarken kullanılan kimyasallar en sevdiğim siyah tişörtlerimi lekeler içinde bıraktı, çektiklerimin onda biri derste sunulabilir haldeyken diğerleri hiçbir zaman basılmamak üzere yalnızca yıkanmış filmlerde kaldı… Bunun bir de iyi yanları var tabii: dönem sonunda yaptığım proje sınıf birincisi seçildi—ki sınıf arkadaşlarımın oylarıyla olması beni daha bir gururlandırdı. Bir gece karanlık odada sabahlarken bir fotoğrafı yüzbin kez basıp, ışıklamayı hala doğru ayarlayamayınca holde geçirdiğim sinir krizi ve ağlama fiti sayesinde hayatımın aşkıyla tanıştım. Tüm bunların yazıyla alakalı olan kısmı da şu: Sally Mann’le tanışmam da bu ders sayesinde oldu ve kendisine, fotoğraflarına aşık oldum.

art1-1

Derste, hocamızın Sally Mann’den bahsederken bize ilk gösterdiği fotoğraflar ailesinin çiftliğinde çektiği, çocuklarının maceralarını yakalayan Sally Mann: Immediate Family isimli kitabında da yer alan fotoğraflardı. Hocamız, hikayeye başlamadan önce fotoğrafları incelememizi bekledi. Aşağıda gördüğünüz fotoğraflara bakarken ne düşündüğümü dün gibi hatırlıyorum: “Ne kadar güzel, doğayla iç içe, özgür, eğlenceli, huzurlu bir çocukluk geçirmişler ve ileride bu anları hatırlayacakları ne büyüleyici fotoğrafları var.”

Ama tabii her yerde olduğu gibi ABD’de de sapıklar olduğu için Sally Mann: Immediate Family yayınlandığında kıyamet kopmuş, Sally Mann pek çok kişi tarafından da pedofili ile suçlanmış. İşin içinde ailesi ve özellikle çocukları olduğundan basına karşı sessiz kalmayı tercih ettiği için sadece bir yanından haberim vardı olayın. Hold Still’de ise Sally Mann’in bu süreçte neler yaşadığını, bu nedenle sanatı, aileyi, toplumu sorgulayışını gördüm. Bu sayede Sally Mann’i daha çok sevdim ve bir yandan da insanlardan daha bir tiksindim.

Kitabın ilgimi en çok çeken kısmından başladım yoruma haliyle ama tabii kesinlikle bununla sınırlı değil Sally Mann’in hikayesi. Çocukluğunu, gençliğini, ailesini kendi ağzından dinliyor, yaşadığı yere (Virginia) olan aşkına ve bunun fotoğraflarını nasıl etkilediğine hem kelimeleri, hem de söz konusu fotoğraflar üzerinden tanık oluyoruz. Sally Mann’le birlikte hayatı, aileyi, sevgiyi, toplumu, kim olduğumuzu, olacağımızı sorguluyoruz…

10PROSE-facebookJumbo-v2

En çok da sanatın ne olduğunu sorgularken buldum kendimi. Sanatı “sanat” olarak adlandıran kim? Sanat olan adlandırılan şeyler gerçekten sanat mı? Sally Mann’in bir sürü manzara fotoğrafı var mesela. Ben de gidip aynı makine ve aynı ışıkla aynı kareyi çeksem sanat oluyor mu? Ya da Sally Mann gelip (keşke tabii!) benim portremi çekse o sanat olacak mı? Vesikalık fotoğrafım da sanat oluyor mu? Bu durumda sanatı sanat yapan ben mi oluyorum, Sally Mann mi?

Kafada sorular, sorular, sorular; akıcı anlatımlar ve büyülü fotoğraflarla dolu bir yolculuk…

★★★★★

Follow:

2 Comments

  1. 23 Aralık 2015 / 14:26

    Harika bir yazı olmuş, ellerine sağlık! 🙂 Birinci olan fotoğrafı da isteriz! 🙂

    • 23 Aralık 2015 / 15:32

      Teşekkürler! Ya o negatifleri ve baskıları da bir dahaki gidişimde almam lazım Amerika’dan; her şeyim orada 🙁

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir