Yorum: Bana Dokunma – Tahereh Mafi

1. ÜKG kızlarından bu kitaba bayılanlar var = artı puan.
2. En son fuarda Kitab-ı Sevda, “Kitap Hayvanı da çok sevdi” diyerek bana zorla aldırdı bunu.
3. Fuar sonrası kitap duruyordu rafta, “elbet okurum” deyip geçiyordum.
4. Kitap Hayvanı, “sarışın var Simay o kitapta!” deyince hemen aldım elime (Kitap Hayvanı ve ben ÜKG içinde tek sarışıncılarız).
5. Ve işte karşınızda yorum….

Bana Dokunma, deli damgası yiyerek uzun yıllar kendi kendine bir hücreye kapatılmaya mahkum olmuş Juliette’in hikayesi. Olanı biteni Juliette’in ağzından dinliyoruz. Juliette’in anlatımını farklı kılan ise içinde yaşadığı karışıklıkları, şaşkınlıkları, heyecanları aynen kafasından geçtiği gibi aktarması. Bu, cidden kitabın en sevdiğim yanlarından biri oldu çünkü özellikle YA romanlarında anlatıcıların fazla kastığını düşünüyorum.
Juliette, kimsenin anlamadığı bir gücü olduğu için deli damgası yemiş– kızımıza dokunanın işi bitiyor abicim. Kendisi de ne olduğunu anlamadığı, insanları kurtarayım derken ölümlerine yol açtığı için biraz sıyırmanın eşiğine gelmiş aslında. Ancak tüm bunlar hücresine Adam isimli bir oda arkadaşının gelmesi ve sonrasında tımarhaneden birlikte tüymeleriyle değişiveriyor. O kadar uzun süredir insan yüzü görmeyen Juliette, gücünün aslında kötü bir şey olmayabileceğini, onu da birinin sevebileceğini, onunkine benzer güçleri olan insanların varlığıyla yalnız olmadığını görerek hayata tutunuyor.
Ben Juliette’in hikayesini biraz da bir metafor olarak düşündüm: gerçek hayatta da insanların aklının almadığı kadar zeki, başarılı, güçlü olan insanlar bir şekilde dışlanıyorlar. Alışılmışın dışında kabul edilen davranışların çoğu zaman ne olduğunu anlaşılmaya çalışılmıyor– onları gözden ırak tutmak, varlıklarını unutmak daha kolay geliyor herkese. 
Son bir not: kitabın başlarında “ben de Adam’a aşık olacağım sanırım” diye düşündüm ama ben eğlenceli, ukala ve sevimli Kenji’ye hasta oldum. Serinin devamını da heyecanla okuyacağımı tahmin ediyorum.
Pardon bir not daha: bu kitabı çok iyi anlatan bir kelime öğrendim tesadüfen:

BASOREXIA: The overwhelming desire to kiss.

Yani, karşı konulamaz bir öpme isteği. Ben Kenji’yi öperim; sizi bilemem!

Puanım:
Follow:
Share:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir