Yorum: Days of Blood and Starlight – Laini Taylor

2012’de, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Duman ve Kemiğin Kızı‘nı okuduğumda çok ama çok etkilenmiştim. Laini Taylor’ın hayal gücü beni büyülemiş, şiirsel anlatımı burnumu kitaptan çıkaramama neden olmuştu. Genelde üçlemelerde ikinci kitaplar geçiş hikayesi olduğu için “ehhhh” seviyesinde oluyorlar. Days of Blood and Starlight ise hiç ama hiç öyle değil! Hatta ikinci kitabı ilkinden daha çok beğendiğimi bile söyleyebilirim…

Days of Blood and Starlight, Duman ve Kemiğin Kızı‘nın bıraktığı yerden başlıyor. Karou, Brimstone’un yokluğunda onun için diş toplamakla kalmıyor, ölüleri diriltme işi de ona kalıyor. İnsan yaşamıyla Madrigal olarak yaşadığı zamanların anıları arasında gelip giden Karou, Akiva da dahil olmak üzere sevdiklerini korumak için kolları sıvıyor.
Days of Blood and Starlight, bir öncekinden daha karanlık bir kitaptı. Duman ve Kemiğin Kızı‘nda savaşın başlayacağını görmüşken, ikinci kitapta kendimizi direk içinde buluyoruz. Yalnızca aşka odaklanan kitapları sevmedim hiç bir zaman; dış etkenlerin, diğer karakterlerin silik olduğu romanları okurken çok ama çok sıkılıyorum. Taylor’ı da bu yüzden çok sevdim sanırım– evet, Akiva ve Madrigal’in (yani Karou) geçmişe dayanan bir aşkı var. Ama farklı dünyalardan olduklarından dolayı önlerine çıkan zorluklar bitmek bilmiyor. Taylor, onların arasındaki hisleri gücü, nefreti, sevgiyi ve daha bir çok duyguyu yansıtmak için kullanıyor. Akiva ve Karou “aşığız biz; beğenmeyen bakmasın” moduna giremiyorlar ve kendilerinden daha fazlasını düşünmek, büyük resme bakmak zorundalar.
Taylor’ın, soykırım gibi konulara bile girerek çok daha büyük mesajlar vermesi de hoşuma gitti açıkçası. İnsanların farklarından dolayı nasıl ayrıştığı, o farklılıklara takılmayanların nasıl dışlandığı, nefretin ne kadar güçlü ve pis bir duygu olabildiği, savaşın içinde yer alan herkesi nasıl derinden etkilediği gibi konuları başarılı bir şekilde yansıttığını düşünüyorum. 
Yani demem odur ki, bu seriye mutlaka başlayın. 
İlk kitaba yazdığım yorumu buradan okuyabilirsiniz. İlk kitabın Türkçesini Artemis Yayınları dilimize kazandırdı. Umarım ikinci kitap da yoldadır.
Follow:
Share:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir