Yorum: The Rosie Project

Yolculukların en sevdiğim yanı, gideceğim yere varana kadar geçen zamanda gördüklerim, duyduklarım, yaptıklarımdır. Hava alanında bir kapıdan diğerine koşarken bekleme salonlarında uyuyan insanların nasıl rüyalar gördüğünü merak etmek, uçaktaki süslü, dünya güzeli kadınların kapıları çarpacak derecede horlayabildiğine tanık olmak, arabada sevdiğim bir şarkı bulana kadar radyoları gezip, bulduğumda camları indirip, kollarımı dışarı doğru açarak avaz avaz o şarkıya eşlik etmektir. Cılız ışıkta, sallanırken kitap okumaya çalışmak, uyumakla uyanık kalmak arasında gelip giderken etrafımdakilerin fısıltılarını dinlemektir…
Kitap okumak da böyle bir şey benim için. Varacağı yeri tahmin etsem bile oraya “nasıl” varacağıdır okumayı büyülü kılan. Nitekim değişik bir hikayesi olmasına rağmen The Rosie Project‘te yolculuğum pek heyecanlı değildi. Sürpriz yoktu. Varacağım yer de hayli hayli belliydi.  

Ana karakterimiz Don Tillman, kitapta sözü hiç geçmese de Asperger Sendromu’nun tanımına uyan hemen hemen bütün belirtilerin olduğu bir şahıs. Kendisinin bir Wife Project’i (Eş Projesi) var. Eşi olacak kadının kriterlerini belirlemiş, buna göre bir anket formu hazırlamış, eşini verdiği cevaplarla değerlendirerek seçecek. Bir gün, en yakın arkadaşı olan adam ona Rosie isimli bir kadını yolluyor. Don, eşinin Rosie olmayacağında kararlı– kadın, kriterlerinin çoğuna uymuyor. Ancak Rosie’nin gerçek babasının kim olduğunu araştırdığını, bunun onun için ne kadar önemli olduğunu görünce “Rosie Project”i başlatmaya, Rosie’ye babasını bulması için yardım etmeye kadar veriyor.
Genetik profesörü olan Don, gerçekten garip bir karakter. Sheldon Cooper‘ın yaşlı ve o kadar eğlenceli olmayan halini  hayan ederseniz Don’un nasıl biri olduğunu anlayabilirsiniz bence. Don’un çok sıkı bir zaman çizelgesi var. Ne zaman, ne kadar uyuyacağı, her gün ne yapacağı, haftanın hangi gününde ne yiyeceği bile belli. Rosie, tahmin edebileceğiniz gibi, Don’un kurallarını yıkan kadın oluyor. Don, kendisi farkında olmasa da kadına aşık oluyor. Bir de sırf kadın da ona aşık olsun diye (zaten öyle olduğunun farkında değil tabi safoş) kendini değiştirmeye çalışıyor. En çok takıldığım nokta da bu oldu zaten. Mıhmıhmıhhhh….
Hazır sıcaklar da gelmiş, beynimiz erimeye başlamışken yormayacak, sevimli bir kitap istiyorsanız Rosie Project’i deneyebilirsiniz. Ama eğer şaşırmayı bekliyorsanız bu kitaptan uzak durun.
Follow:
Share:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir